İnsan hayatının nihai amacı para kazanmaktır. İktisadi kazanç, insan için artık maddi ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik bir araç değil, yaşam amacıdır. Doğal bir ilişki olarak adlandırmamız gereken olgunun tersine çevrilmesi, naif bir bakış açısından irrasyoneldir, kapitalizmin etkisi altında olmayan tüm halklara yabancıdır ve kapitalizmin öncü ilkesi olduğu kesindir. Aynı zamanda belirli dinsel tahayyüllerle yakından ilişkili olan bir mantık dizesini içerir.
Jules Payot tarafından kaleme alınan İrade Terbiyesi insanın, tembelliğiyle nasıl başa çıkabileceğini ve iradesini nasıl güçlendirebileceğini açıklayıcı şekilde ele alıyor. Payot insanın doğuştan tembel olduğunu düşünüyor ve bunun en önemli sebebinin kişinin duygularına, düşüncelerine, zevklerine teslim olmasından dolayıdır. İrade Payot’a göre doğuştan gelen sabit bir yetenek değildir; eğitilir, geliştirilebilir. Kişi doğru eylemlerle ya da yöntemlerle iradesini değiştirebilir. Hayal kurmak, bedensel tembellik, duygu-düşünceler, sosyal çevre zamanı boşa harcatan arkadaşlıklar; bunlar irade eğitimi için başa çıkılması gereken unsurlardır. Bir hedef doğrultusunda isteksizlik olursa bunu bahanelerle de güçlendiririz. Çevrenin de bunda etkisi vardır. Bunların yerine çözüm olarak yazar şu önerilerde bulunuyor: Birey hedefleri üzerinde düzenli olarak düşünebilir. Büyük hedeflerini küçük eylemlere bölerek yavaş yavaş harekete geçirir. Bu küçük eylemleri görmezden gelmemek lazım. Çünkü bunlar bizi amacımıza götürecek olan önemli etkenlerdir. İrade bir anda verilecek kararlardan ibaret değil. Çünkü kullanılmadığında körelen, pasifleşen bir eğilimi vardır. Bu anlık ilham ile elde edilecek bir şey değil Payot’a göre; disiplin ile olabilecek bir şey. Kişi bu disiplini inşa ettiğinde iradesini de amaçları, hedefleri doğrultusunda kullanabilecektir. Bunların hepsinin, kısa sürede olmadığını, sabır gerektirdiğini ve en önemlisi disiplin, sistematik şekilde oluşan eylemlerin sonucu olduğunu da vurgulamaktadır. “Başarının sırrı, amaçlarımız için kullanılabilecek her şeyden istifade etmektir (s.136)”
Yaptığımız yürüyüşlerde ya da evimizin içinde kendimize bir “kişisel inziva” ortamı oluşturmayı ve her gün ya da her hafta belli bir süre boyunca bütün dikkatimizi bizde tiksinti ya da sevgi hislerini tetiklemeye kadir güdülere odaklamayı bilmek yeterlidir.