Doğru ya da gerçek olarak kabullendiğimiz ne kadar çok şey düşlerimizin kalıntılarıdır, anlayamamamızın uyurgezer figürleridir!
Kimse neyin gerçek ya da doğru olduğunu biliyor mu?
Güzel dediğimiz ne çok şey yalnızca günün modası, zaman ve mekânın uydurmacası!
Bizim diye düşündüğümüz ne çok şey mizacımıza tamamen yabancı onların mükemmel aynaları ya da şeffaf ambalajları olan bize.
Ne olduğum ve olmadığım, ne düşlediğim ve yaşamın beni ne yaptığı arasındaki boşluğum; hiçlik olan nesnelerin soyut ve somut ortalamasıyım ve ben de hiçliğim.
Biz ölümüz. Yaşam dediğimiz gerçek yaşamımızın uyku hali, gerçek halimizin ölümü. Ölüler doğarlar, ölmezler. Dünyalar gözümüzün önünde değişir. Yaşadık zannederken ölüyüzdür. Ölünce yaşamaya başlarız.