“Aramızdaki temel fark ne biliyor musun? Sen insanlara baktığın zaman üniformalar, bayraklar ve din görüyorsun!”
“Peki sen ne görüyorsun bakalım?”
“İnsan, sadece insan. Seven, acı çeken, acıkan, üşüyen, korkan bir insan.”
Ayşeciğim,bak benim de kollarım hâlâ sağlam,her azam parçalanıncaya kadar İzmir için dövüşeceğime yemin ettim.Gözündeki kanlı yaşları sil.İstersen İhsan’ı sev.
O zavallı seni çok severdi.İki sene sırtında ateşten gömlek taşıdı.Nihayet İzmir’e senin kollarının arasına düştü.Bir tek insana bu kadar saadet yetmez mi?Benim arkamdan bu ateş gömlek hiç çıkmayacak,öldükten sonra da ebediyen taşıyacağım.Fakat ben onu, o ateşi,o ıstırabı seviyorum Ayşe.Senin,sizin ayakucunuzda bana el kadar yer verin,oracıkta sizi beklerim.Tek sana layık olayım Ayşe,istersen İhsan’ın ayağının altına yatayım.O senin sahibin değil mi?Ayşe dünya kuruldu kurulalı böyle azap olmamıştır.
Bir şeyler yapıyorum, yürüyorum, konuşuyorum, yemek yiyorum yani her zaman yaptığım işleri sürdürüyorum ama nasıl anlatsam, bir boşluk duygusu içinde. Sanki içimde derin bir hiçlik var.