Velhasıl ben yine benim, değişmedim. Hem kendimle uzlaşmak varken, niye başka biri olmaya öykünüp değişeyim? Değişmek diye bir şey var mı, ondan bile emin değilim. Fakat devam etmek var, denemek var.
Acının üstüne yürüyordum, acının üstünde yürüyordum, acıyla yürüyordum ve sonra geçmiyordu, alışıyordum. Beni korkutamayacak tabii bir parçam haline geliyordu acı.
Hani çizgi filmlerde havada koşan tipler olur, sonra aşağı bakıp nerede olduklarını fark edince pat diye düşerler. Ben de boşlukta yürüdüğümü fark edince düştüm.