sen, evet sen daha hayatının başındasın, canının istediği gibi çiçekli ve kokulu yollarda yürüyebilirsin! kalbini yolunu aydınlatacak parlak bir meşale gibi taşıyarak dünyayı dolaşabilirsin. özgürce düşünüp konuşabilir ve hareket edebilirsin. hayatın karşısına adını yazabilirsin, çünkü sen erkeksin. efendi olarak yaşayabilirsin, çünkü babanın serveti seni hiç tutsak etmedi, satılmak ya da satın alınmak için köle pazarına sürmedi.
doğuda dini önderler kendi ihtişamlarıyla yetinmez, tüm aile fertlerini güçlendirmeye çalışırlar; onlar da halk yığınlarını soyup soğana çevirerek kan kustururlar. bir hükümdarın şanı, ölümünden sonra, miras olarak büyük oğluna geçer her zaman; ancak dini bir önderin şanı, onun yaşayan erkek kardeşlerini ve yeğenlerini de ünlendirir!
bir ihtiyarın kırışık yüzünde parlayan tek bir damla gözyaşı, genç bir adamın gözkapaklarından dökülen bütün yaşlardan daha dokunaklıdır, çünkü bu gözyaşı yıpranmış bir yürekten gelir.
aşkın uzun bir dostluktan ya da sürekli bir ilişkiden doğduğunu sanmak yanlıştır. aşk manevi bir kaynaşmanın meyvesidir. eğer bu kaynaşma bir anda olmazsa, değil bir yılda, bir yüzyılda bile oluşmayacaktır.