Şeref Cevheri

Şeref Cevheri
@scevheri
Puan vermedi·296 syf.··
2026 8. kitabı
Kurt Vonnegut’un Şampiyonların Kahvaltısı kitabı hakkında yorum yapabilmek gerçekten zor. Zira bu kitap, bitirdikten sonra kolayca toparlanıp anlatılabilecek romanlardan biri değil. Klasik bir olay örgüsüne, alışıldık anlamda derinleşen karakterlere ya da okuru baştan sona aynı çizgide taşıyan bir anlatıya sahip değil. Hatta kitap ziyadesiyle dağınık, tuhaf ve yer yer bilinçli biçimde saçma görünebilir. Romanın savruk yapısı ve araya serpiştirilen, bizzat Vonnegut tarafından çizilmiş resimler, bir yandan güldürürken bir yandan da alttan alta ciddi bir rahatsızlık hissi yaratıyor. Kitap, Amerikan toplumu, tüketim kültürü, erkek olmak, yalnız bir erkek olmak, deliliğin uçlarında gezinmek ve özgür irade nedir meselesi derken giderek daha karanlık, daha tuhaf bir yere evriliyor. Bu yüzden Şampiyonların Kahvaltısı benim için yalnızca komik ya da absürt bir hiciv değil; modern hayatın normal diye sunduğu şeylere yöneltilmiş sert bir alay. Kitap, kendi içinde hem bir özgürlük hem de bir kaos anlatısı aslında. Bu bağlamda Şampiyonların Kahvaltısı herkesin seveceği bir roman değil. Romanı fazla dağınık, fazla tuhaf, ya da fazla saçma bulan çok kişi çıkacaktır. Ama bana kalırsa Vonnegut zaten tam olarak bunu istiyor ve Vonnegut da aslında tam olarak böyle biri. Çünkü düzgün, mantıklı ve medeni görünen şeylerin altında ne kadar büyük bir saçmalık biriktiğini gördüğü için bunu da göstermek istiyor. O yüzden Şampiyonların Kahvaltısı kusursuz bir roman değil ama kusursuz bir Vonnegut.
Şampiyonların KahvaltısıKurt Vonnegut · Can Yayınları · 20214 okunma
Reklam

Şeref Cevheri

, bir kitap okudu
Puan vermedi·296 syf.··
2026 8. kitabı
Kurt Vonnegut
4.7/10 · 4 okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2026 5. kitabı
Denis Johnson, Tren Düşleri’nde Robert Grainier’ın küçük dünyasındaki yalnız hayatı anlatıyor. Kitap, 20. yüzyılın başından ortalarına uzanan bir zaman diliminde, bir yandan roman kahramanının sıradan bir kasabadaki sıradan yalnızlığını işlerken, bir yandan da Amerika’nın nasıl dönüşüp geliştiğini arka planda hissettiriyor. Üstelik bu değişimin sadece bir ilerleme olmadığını, geride bıraktığı sertlikleri, suçlulukları ve kayıpları da sezdiriyor. Bugün bile Amerika’nın en seyrek nüfuslu eyaletlerinden biri olan Idaho’da geçen bu anlatıda; sıradan hayatları, sıradan işleri, dikkatimizi çekmeyebilecek suçlulukları, bakıp geçeceğimiz kederleri ama durup fotoğrafını çekmek isteyeceğimiz bakir doğayı görüyoruz. Üstelik Johnson bunu büyük olaylarla değil, küçük bir insanın hayatı üzerinden anlatıyor. Bu yüzden Tren Düşleri, yalnızca bir yalnızlık hikayesi değil, hatırlanmayan hayatların, kayda geçmeyen acıların ve Amerika’nın taşrasında sessizce akıp giden zamanın da anlatısı haline geliyor. Ayrıca anlatımda yer yer gerçekliğin dışına hafifçe kayan, ürpertici bir hava da hissediliyor. Bu da kitabı sadece yalnız bir adamın hikayesi olmaktan çıkarıp, sanki kaybolup gitmiş bir dünyaya bakıyormuşuz gibi bir duyguya taşıyor.
Tren DüşleriDenis Johnson · Holden Kitap · 2025279 okunma