Şeref Cevheri

Şeref Cevheri
@scevheri
Puan vermedi·112 syf.··
2026 11. kitabı
Dag Solstad'ın oldukça sui generis bir karakter olan Bjørn Hansen üzerinden kurduğu hikayenin ikinci halkası olan 17. Roman, ilk kitaptan tam 17 yıl sonra yazılmış. Açık söylemek gerekirse, yazılması çok da şart olmayan bir devam kitabı gibi duruyor. Üçlemenin orta kitabı olarak her şeyden biraz taşıyor ama aynı zamanda bir eksiklik hissi de bırakıyor. Bu yüzden, Dag Solstad'ın dolu dolu anlatısı içinde görece yavan kalan bir kitap olduğu da söylenebilir. Ama Bjørn Hansen öylesine ilginç bir karakter ki, o efsanevi ilk kitaptan sonra bu romanı ele almamak da pek mümkün değil. İlk kitap, olay örgüsü bakımından sıradan insanların hayatında yaşanabilecek sıra dışı gelişmeler üzerinden ilerlese de, sonunda müesses nizama karşı söylenmiş büyük bir HAYIR'a dönüşüyordu. 17. Roman ise klasik bir Dag Solstad anlatısı gibi yılların içinden başlıyor. İlk kitabın bittiği yerden sonra geçen 17 yıl boyunca Bjørn Hansen'in hapis cezasını ve sonrasında Oslo'da sürdürdüğü silik ve yalnız hayatı okuyoruz. Anlatının şimdisinde ise Hansen, yıllar sonra oğlu Peter'a ve onun ailesine yaklaşmaya çalışıyor. Yüzeyde mesele, baba ile oğul, dede ile torun arasında yeniden bir temas kurulup kurulamayacağı gibi görünüyor olsa da Solstad burada asıl olarak yaklaşmak isteyen ama yaklaşamayan bir insanı anlatıyor. Solstad, bu yaklaşamamanın yarattığı o tuhaf sıkışmayı da okura çok iyi hissettiriyor. Solstad ilk kitapta Ibsen üzerinden çeşitli alt metinler kuruyordu. 17. Romanda da benzer biçimde Søren Kierkegaard'ın Ölüme Götüren Hastalık kitabı önemli bir yer tutuyor. Kierkegaard ve bu kitap, yalnızca yatakta ya da yolculuk sırasında açılıp bakılan bir okuma malzemesi gibi görünse de, aslında romanın ruhuna yayılıyor. Solstad, yaklaşmak isteyen ama yaklaşamayan bir insanı anlatırken daha derinde,
17. RomanDag Solstad · Yapı Kredi Yayınları · 2023349 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!

Şeref Cevheri

, bir kitap okudu
Puan vermedi·112 syf.··
2026 11. kitabı
Dag Solstad
7.6/10 · 349 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 10. kitabı
Dag Solstad'ın On Birinci Roman, On Sekizinci Kitap'ı ilk bakışta özel hayatı çöken bir adamın hikayesi gibi görünebilir. Karısını ve çocuğunu bırakıp başka bir kadına giden, yıllar sonra terk ettiği oğluyla yeniden temas kurmaya çalışan ve sonunda felçli olmadığı halde kendisini tekerlekli sandalyeye mahkum eden bir adam vardır karşımızda. Ama romanı asıl ilgi çekici kılan, bu olayların örgüsü değil, onların romanın ana karakteri Hansen'in iç dünyasında nasıl daha büyük bir çöküşe açıldığını göstermesidir. Solstad burada bir hayat hikayesi değil, dışarıdan bakıldığında düzenli, yerli yerinde ve eksiksiz görünen bir hayatın içeriden nasıl boşalabildiğini gösterir. Bjørn Hansen marjinal bir adam değildir. Tam tersine, kurumsal ve burjuva hayatın tam içinden gelir. Bakanlıkta çalışmış, vergi müdürlüğü yapmış, yani devlet düzeninin ve yerleşik hayatın merkezinde bulunmuş biridir. Mesleği, ailesi, statüsü ve dışarıdan bakıldığında tamam görünen bir hayatı vardır. Ne var ki Solstad'ın asıl anlatısı tam da burada başlar, Hansen'in krizi, bu müesses nizam biçimlerine sahip olduğu halde artık onların anlamına gerçekten inanamamasıdır. O yüzden onun gidişi yalnızca bir sadakatsizlik ya da kişisel zayıflık değildir. Daha derinde, kendi hayatına, özgürlüğe ve içindeki boşluğa tutunamayan bir insanın kopuşudur. Kitabın bir başka karakteri olan Turid Lammers ise bu kopuşun merkezindedir. Hansen, sanki kendi içinde bir "alea iacta est" demiş gibi ailesini bırakır. Turid Lammers'da yalnızca başka bir kadını değil, daha yoğun, daha sahici ve kendine daha ait görünen başka bir hayat arar. Bu yüzden Turid zamanla onun gözünde gerçek bir kişiden çok bir ihtimale dönüşür. Hansen onda yeni bir başlangıç, başka bir hayat ve belki de kendisini yeniden kurma imkanı görür. Ama romanın acı
On Birinci Roman, On Sekizinci KitapDag Solstad · Yapı Kredi Yayınları · 2022754 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2026 9. kitabı
Dag Solstad’ın Akıl Almaz Olanı Anlatma Girişimi gerçekten değişik bir kitap. Okuru içine çeken ama rahat ettirmeyen, hatta benim “rahat huzursuzluk” dediğim bir duygunun içine sokan bir roman. İlk sayfalarda konu, 40 yaş krizine girmiş bir erkeğin hayatındaki kırılmayı anlatıyor gibi dursa da sayfalar ilerledikçe roman, ana karakterlerinin yanında 80’li yıllar Norveç’inin geçiş sancılarına da dokunuyor. Esasen Solstad burada yalnızca bir orta yaş krizini değil, düzenli ve akılcı görünen ya da görünmeye çalışan bir toplumun içten içe büyüyen tatminsizliğini de anlatıyor. Romanın merkezinde yer alan Arne Gunnar Larsen, sosyal demokrat bir mimar ve önemli olduğu düşünülen bir kamu kuruluşu OBOS’ta planlama şefi olarak çalışan bir karakter. Solstad, Larsen’i net bir entelektüel çevrenin adamı olarak değil, iyi eğitim almış, toplumsal ideal fikriyle şekillenmiş, sosyal demokrat refah düzeninin içinden çıkmış biri olarak gösteriyor. Larsen, düzenli, güvenli ve belli ölçüde konforlu bir orta sınıf hayatından geliyor, ailesiyle, işiyle ve ait olduğu çevreyle birlikte bakıldığında, hayata plan, akıl ve toplumsal sorumluluk duygusuyla bakan bir adam. Ama Solstad bu adamı tam da bu düzenli ve güvenli hayatın içinde bir sıkışmışlık ve tatminsizliğin içine yerleştiriyor. Sanki ait olduğu çevre, işi, evliliği ve temsil ettiği hayat biçimi artık ona gerçek bir temas duygusu veremiyor. Bu yüzden evliliğinden kopup, planlanmasına kendisinin de katkıda bulunduğu ve kurulurken Norveç’in ideal yaşam alanlarından biri olarak düşünülen Romsas’a taşınıyor. Larsen’in gözünde Romsas, mimarinin insan yakınlığını, eşitliği ve topluluk duygusunu gerçekten üretebileceği bir yer. Fakat orada yaşamaya başlayınca, kafasındaki ideal ile karşılaştığı gerçeklik arasındaki farkı görmeye
Akıl Almaz Olanı Anlatma GirişimiDag Solstad · Yapı Kredi Yayınları · 2025106 okunma