Dag Solstad’ın Akıl Almaz Olanı Anlatma Girişimi gerçekten değişik bir kitap. Okuru içine çeken ama rahat ettirmeyen, hatta benim “rahat huzursuzluk” dediğim bir duygunun içine sokan bir roman. İlk sayfalarda konu, 40 yaş krizine girmiş bir erkeğin hayatındaki kırılmayı anlatıyor gibi dursa da sayfalar ilerledikçe roman, ana karakterlerinin yanında 80’li yıllar Norveç’inin geçiş sancılarına da dokunuyor. Esasen Solstad burada yalnızca bir orta yaş krizini değil, düzenli ve akılcı görünen ya da görünmeye çalışan bir toplumun içten içe büyüyen tatminsizliğini de anlatıyor.
Romanın merkezinde yer alan Arne Gunnar Larsen, sosyal demokrat bir mimar ve önemli olduğu düşünülen bir kamu kuruluşu OBOS’ta planlama şefi olarak çalışan bir karakter. Solstad, Larsen’i net bir entelektüel çevrenin adamı olarak değil, iyi eğitim almış, toplumsal ideal fikriyle şekillenmiş, sosyal demokrat refah düzeninin içinden çıkmış biri olarak gösteriyor. Larsen, düzenli, güvenli ve belli ölçüde konforlu bir orta sınıf hayatından geliyor, ailesiyle, işiyle ve ait olduğu çevreyle birlikte bakıldığında, hayata plan, akıl ve toplumsal sorumluluk duygusuyla bakan bir adam. Ama Solstad bu adamı tam da bu düzenli ve güvenli hayatın içinde bir sıkışmışlık ve tatminsizliğin içine yerleştiriyor. Sanki ait olduğu çevre, işi, evliliği ve temsil ettiği hayat biçimi artık ona gerçek bir temas duygusu veremiyor. Bu yüzden evliliğinden kopup, planlanmasına kendisinin de katkıda bulunduğu ve kurulurken Norveç’in ideal yaşam alanlarından biri olarak düşünülen Romsas’a taşınıyor. Larsen’in gözünde Romsas, mimarinin insan yakınlığını, eşitliği ve topluluk duygusunu gerçekten üretebileceği bir yer. Fakat orada yaşamaya başlayınca, kafasındaki ideal ile karşılaştığı gerçeklik arasındaki farkı görmeye