Oğuzhan Debreli

"Gerçek gereksinimler olmadan, gerçek hazlar da olmaz. Bilgi ve kavrayışa, salt bunların kendileri uğruna yönelme arzusu yoksa, o kişinin yaşamı bunlarla kesinlikle akraba olan asıl estetik hazlara da gerek duymaz. Yine de bu tür hazlara, moda olduğu için ya da kendisini zorlayan otorite yüzünden yönelirse, bunu bir tür angarya olarak görüp, olabildiğince kısa süre içinde bırakacaktır."
Sayfa 38·Kitabı okuyor
Reklam
"Kişi kendinde ne çok şeye sahipse başkalarında o kadar az şey bulabilir"
Sayfa 36·Kitabı okuyor
"Doğa kendini sürekli olarak, en önce inorganik dünyanın mekanik ve kimyasal etkimelerinden bitkisel dünyaya ve bunun donuk öz hazzına, oradan da zekânın ve bilincin belirdiği ve şimdi zayıf başlangıçlardan adım adım hep daha yükseğe çıktığı, kendini insana dek yükselttiği hayvanlar alemine dek yükseltir; insan zekâsında doğa doruk noktasına ve üretiminin hedefine ulaşmıştır, yani ortaya koyabileceği en kusursuz ve en zor şeyi sunmuştur. Ama zekâ, insan türünün içinde de çok sayıda belirgin basamaklar oluşturur ve en üstteki, asıl yüksek zekaya nadiren ulaşır. Demek ki bu zekâ, en dar ve en kesin anlamda, doğanın en zor ve en yüksek ürünüdür. Böylelikle dünyanın ortaya koyabileceği en nadir ve en değerli şeydir. Böyle bir zekâda en duru bilinç ortaya çıkar ve buna uygun olarak dünyayı başka herhangi bir yerde olduğundan daha anlaşılır, daha tam bir biçimde serimler. Böyle bir bilinçle donatılmış kişi yeryüzündeki en soylu ve en kıymetli şeye ve böylelikle öteki tüm kaynakların, onun yanında kısıtlı kaldıkları bir hazlar kaynağına sahiptir. Böylece o kişi artık, sahip olduğu şeyin keyfini rahatsız edilmeden çıkarabilmek ve elmasını tıraşlayabilmek için boş zamandan başka, dışarıdan bir şeye gereksinim duymaz. Çünkü tüm öteki, yani entelektüel olmayan hazlar düşük türdendirler: Hepsi de istenç devinimleriyle yani arzularla, umutlarla, korkularla ve neye yönelik olursa olsun, ulaşmayla sonuçlanırlar; bu da asla acı çekmeden gerçekleşemez. Üstelik ulaşmayla birlikte, esas olarak az ya da çok bir hayal kırıklığı doğar; oysa entelektüel hazlardan, doğruluk giderek daha da durulaşır. Zekâ ülkesinde acı hüküm sürmez, her şey bilgidir. ama bir kimse tüm entelektüel hazlara, ancak kendi zekâsının aracılığıyla, yani onun ölçüsünde ulaşabilir. Çünkü "tout l'esprit, qui est
Sayfa 29·Kitabı okuyor
Boş zaman, Ariosto'nun dediği gibi, cahillerin can sıkıntısıdır. Sıradan insanlar sadece zamanı geçirmeyi düşünürler; herhangi bir yeteneği olan kişi ise ondan yararlanmayı düşünür. Sınırlı kafaların, can sıkıntısına çok maruz kalıyor olmalarının nedeni, onların zihninin, istençlerinin konularının ortamı olmaktan daha fazla bir şey olmamasıdır. Bunun üstesinden gelebilmek için, istencin önüne, onu uyandırmak ve böylelikle bu konuyu kavrayacak zihnin de etkinliğe geçmesini sağlamak için, küçük, salt geçici ve gelişigüzel kabul edilmiş konular sürülür. Bu konular, sözü edilen amaca yönelik olarak uydurulmuş, iskambil vb. oyunlardır. Bu oyunlar olmazsa, sınırlı insan çareyi eline ne geçirdiyse şıkırdatmakta ve tıngırdatmakta bulur. Sigara da seve seve düşüncelerin yerine koyacağı bir şeydir. Bu yüzden tüm ülkelerde, tüm toplumun baş uğraşısı iskambil oyunu olmuştur. Bu oyun topluluğun değerinin ölçütüdür ve tüm düşüncelerin iflasıdır. İnsanların birbirleriyle alışverişte bulunacakları düşünceleri olmadığı için, iskambil kağıdı alıp verirler ve birbirlerinin parasını almaya çalışırlar. Ah, acınası insanoğlu!
Sayfa 23·Kitabı okuyor
"İç dünyası zengin bir insan, her şeyden önce acı çekmemeye, kendini ihmal etmemeye, dinginliğe ve kendi başına kalmaya yönelecektir; yani sakin, alçakgönüllü ama olabildiğince engellenmemiş bir yaşam arayacaktır ve buna göre, sözümona insanlarla kimi tanışıklıklardan sonra, kendi köşesine çekilmişliği ve hatta, büyük bir kafaysa eğer, yalnızlığı seçecektir. Çünkü bir kişi kendinde ne çok şeye sahipse, dışarıdan o denli az şeye gereksinir ve ötekiler de o denli az onun olabilirler. Bu yüzden, zihnin kendinde olağanüstülüğü, toplumdan uzak durmasına yol açar."
Sayfa 22·Kitabı okuyor
Reklam