Otobiyografik bir eser gözüyle yola çıkılmış 20 kitaptan 840 sayfadan oluşan büyük bir eser.
Goethe’nin çocukluğu, gençliği ve orta yaşları var eserde. Bu eserle Goethe’nin ailesini, eğitim yaşamını, Genç Wertheri, şiirlerini, aşklarını, arkadaşlıklarını, etkilendiklerini Goethe’nin dilinden öğrenebiliyoruz. Dönemin Almanyası’na da fazlasıyla değinen eser sizi içine çekip sürüklüyor. Bazı eleştirmenlerce Goethe bu eserde bazı kişileri abartarak yazmış.
Bu eseri okuduktan sonra muhakkak 2. Ve 3. Cilt olmalıydı diyeceksiniz. Olgunluk ve yaşlılık
Çağları eserde yok. Faust eserinden birkaç kez bahsediyor, Faust’a ömrünü adamış biri olarak bu şekilde olması çok şaşırtıcı.
Hayata dair birçok satır alabileceğiniz nüanslar var. Bazı bölümlerde altını çizmeye kalem yetmeyebilir.
Almanya’nın eğitime bakışı, siyasi olaylar, dönem zenginlerinin yaşayışı gibi birçok şey şaşırtmaya hazır bekliyor kitabın içinde.
Goethe’ye, Almanya’ya, Goethe’nin çağdaşlarına bir gram ilginiz varsa bu eser sizi etkisinde bırakacaktır.
Burada değinilmesi gereken birçok önemli isim var bana göre ilk ne Shakespeare ne Herder ne de Schiller… Babası inanılmaz bir olay ki zayıf yönlerine, edebiyata bakışına da eserde yer verilmiş. Bence Goethe’nin Goethe olmasının en büyük etkeni babası(Johann Caspar Goethe).
Bir adam düşünün evde 2000 ciltlik bir kütüphanesi var o dönem için inanılmaz bir arşiv. Hukukçu, Kraliyet Danışmanı, iki doktora ünvanına sahip, yazar… Birçok ünvana ve yetkinliğe sahip bir adam. Evde çocuklarına dans dersleri, matematik, dil dersleri verebilecek kadar da bilgili…
Annesi ünlü bir oyun yazarı.
Edebiyata bakışından şaşırdığım bir şey de şuydu Şiir, oyun vd. Başka dillere çevrilirken düz yazı formatında olması gerekiyor demesi.
Goethe’nin yaşamından en önemli şeyler; merak, ilgi,