10/10
·216 syf.··
2026 16. kitabı
Kendimi her ne kadar, felsefi bir kitap hakkında inceleme yazısı yazabilecek yetkinlikte görmesem de bu değerli eser hakkında bir şeyler yazma ihtiyacı hissettim. Çünkü yayımlanalı 2 yılı geçmiş olmasına rağmen 1000kitap uygulamasında henüz 13 kişinin bu kitabı okumuş olduğunu fark ettim ve bu durum beni biraz üzdü. Eser, psikolojinin kendini bir bilim dalı olarak rüştünü ispat etmesinden çok önce "bilinçdışı" kavramının felsefesi temellerini merak edenler için oldukça derinlikli bir çalışma. İnsanın sadece akılcı bir varlık olduğu yönündeki Aydınlanma çağı iyimserliğini kıran iki dev ismi merkeze alıyor: Schopenhauer ve Nietzsche Kendimizi tanıma yolculuğunda "akıl" denilen fenerin aydınlatamadığı o geniş karanlık alanı aydınlatmaya çalışan bir rehber niteliğindeki bu akademik çalışmayı felsefe ve psikoloji seven herkese tavsiye ediyorum.
1000Kitap
Bilinçdışının FelsefesiIraz Yaşar · Nika Yayınları · 202414 okunma
Psikoloji konusuna ilgi duyanlar seveceklerdir.
Puan vermedi·208 syf.·
2026 7. kitabı
Irvin D. Yalom’un Günübirlik Hayatlar kitabı, bence “insanın ölümlü olduğunu bilerek nasıl yaşayacağı” meselesini çok etkileyici anlatan bir kitap. Yalom’un en güçlü yanı şu: Psikoterapi odasında geçen hikâyeleri sadece “vaka” gibi değil, insanın iç dünyasına açılan felsefi pencereler gibi sunuyor. Kitap aslında bir roman değil; terapi öykülerinden oluşan bir anlatı. Her hikâyede farklı bir insan var ama hepsinin ortak bir derdi bulunuyor: ölüm korkusu, pişmanlık, yaşanmamış hayatlar, yalnızlık, sevgi ihtiyacı, anlam arayışı ve “ben gerçekten yaşadım mı?” sorusu. Bence kitabın merkezindeki duygu şu: Hayat çok kısa; ama insan bunu gerçekten kavradığında, daha sahici yaşamaya başlayabilir. Yalom burada okura moral vermeye çalışmıyor. Daha çok insanı yüzleştiriyor. “Bir gün öleceğiz” gerçeğini karamsar bir son gibi değil, hayatı derinleştiren bir farkındalık gibi ele alıyor. Kitapta hayatın faniliği, arzular, acı, yalnızlık ve anlam arayışı çok güçlü hissediliyor. Ama Yalom, Schopenhauer kadar karamsar değil. Daha sıcak, daha insani, daha terapötik bir yerden bakıyor. Benim yorumum: Bu kitap olgun yaşta daha iyi anlaşılan kitaplardan. Gençken okununca “güzel psikoloji hikâyeleri” gibi gelebilir; ama insan yaş aldıkça, aile kurdukça, çocuk sahibi oldukça, sorumlulukları arttıkça kitaptaki bazı cümleler daha derinden vuruyor. Her gün aslında küçük bir ömür gibi. Kitabın en güzel tarafı, terapiyi teknik bir süreç gibi değil, iki insanın hakiki karşılaşması olarak göstermesi. Yalom kendini de saklamıyor; terapist olarak kendi yaşlılığıyla, ölüm fikriyle, yetersizlikleriyle, hastalarına duyduğu yakınlıkla yüzleşiyor. Bu da kitabı daha samimi yapıyor. Benim puanım: 8.5/10 Özellikle psikoloji, felsefe ve insan ruhu üzerine düşünmeyi seven biri için çok değerli. Ağır bir
1000Kitap
Günübirlik HayatlarIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 201616,2bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
9/10
·56 syf.··
2026 26. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 14:23
Mutlu Olma Sanatı Birçok modern kişisel gelişim kitabı geçici motive ederken, bu kitap insan doğasının temel problemini hedef alıyor: “İstek bitmez.” Dil olarak kısa, yoğun ve aforizma tarzında ilerliyor. Bu yüzden bir oturuşta okunabilir ama sindirilmesi kolay değil. Bazı cümleler altı çizilecek kadar güçlü, bazıları ise bilinçli şekilde moral bozucu. Kitap mutlu olmayı öğretmiyor. Daha gerçekçi yaşamayı öğretiyor. Ve Schopenhauer’a göre zaten gerçekçilik olmadan kurulan mutluluk, uzun sürmeye mahkum bir illüzyon. Gerçekliğin acı yüzüyle karşılaşmak isteyenler için ideal bir kitap. Tavsiye edilir. Kitapla kalın…
Mutlu Olma SanatıArthur Schopenhauer · Can Yayınları · 202017,8bin okunma
Düşüncenin Seri Üretimi
8/10
·144 syf.··
2026 7. kitabı
El yazması döneminde kitaplar basılmak yerine elle kopyalanırdı. O dönemlerde bir kitabın ücreti, bir at arabası veya ev fiyatına denk gelebilirdi. Hatta bir kitabı kopyalamak, aylarca, bazen yıllarca süren bir işçilik gerektirirdi. Kitaplar; sadece kralların, manastırların veya çok zengin aristokratların kütüphanelerinde bulunurdu. 18. yüzyıla kadar bir kitap sahibi olmak, orta sınıf için bile ciddi bir yatırım demekti. 19. yüzyılda buharlı matbaalar, ucuz kağıt ve halk kütüphanelerinin ortaya çıkmasıyla kitap, halk için yaygın bir hale gelmiştir. Bu yüzyılda; okumak ve yazmak üzerine sosyolojik ve ekonomik zincirleme problemler daha net görünmeye başlanmıştır. O dönemlerde yaşayan elitlerin (aristokratlar, din adamları, akademisyenler); çocukluktan itibaren aldıkları Latince, Yunanca, retorik ve ağır felsefe eğitimleri sayesinde ortak bir dilleri ve derin bir referans dünyaları vardı. Ancak halkın, ağır felsefi metinleri veya karmaşık edebi sanatları çözecek akademik altyapısı yoktu. Yazarlar ve yayıncılar, ilk başlarda halkın işini kolaylaştıracak amaçlar edinmiş; metinleri anlaşılır, olay örgüsünü düz ve dili yalın tutma girişimlerinde bulunmuş olsalar da bu basitlik Schopenhauer’a göre bir yozlaşmadır. Schopenhauer hayranı Nietzsche der ki “Herkesin okumayı öğrenmesi, uzun vadede sadece yazmayı değil, düşünmeyi de mahveder”. Onların sözleri bizleri bekleyen tehlikeye karşı bir uyarıdır. Gerçek düşünme, insanın kendi zihninde gerçekleştirdiği sancılı ve özgün bir süreçtir. Okumak; kendi ayaklarınla yürümek yerine, bir başkasının rehberliğinde bir arabada taşınmak gibidir. Eğer herkes her an bir şeyler okuyorsa (bugün bunu telefon ekranlarına bakmak olarak düşünebiliriz), kendi zihinsel kaslarımızı kullanmayı bırakırız. Sürekli başkalarının fikirlerini "tüketen"
Alıntı
Okumak, Yazmak ve Yaşamak ÜzerineArthur Schopenhauer · Say Yayınları · 20134,841 okunma
8/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Mutlu Olma Sanatı 4/5 Uzun zaman sonra bitirdiğim ilk kitap ve bu senenin ilk biten kitabı diyebilirim. Çok zamana yayaral okudum biraz benden kaynaklı bu Maalesef reading slump beni bitirdi. Kitabı okurken en çok ilgimi çeken kısım, mutluluğu bir 'Eudaimonoloji' (mutlu bir yaşam öğretisi) olarak ele alması oldu. Schopenhauer, bize sahte bir iyimserlik vaat etmiyor; aksine, hayatın doğasındaki acıyı kabul edip bu şartlar altında en makul şekilde nasıl yaşanabileceğini gösteriyor.Çoğu zaman peşinden koştuğumuz 'belli başlı şeyler' neden bizi tatmin etmiyor? Çünkü mutluluk, dışarıdan eklenen bir şey değil, zihinsel bir tutumdur. Zihinsel olarak tatmin olmadıkça mutlu olmamız zordur. Eğer okursanız iyi okumalar
Mutlu Olma SanatıArthur Schopenhauer · Sel Yayıncılık · 202517,8bin okunma
8/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2026 22:51
Mutlu Olma Sanatı, mutluluk kavramını alışılmış iyimser bakış açısından uzak bir şekilde ele alan kısa ama yoğun bir eser. Schopenhauer kitap boyunca insanın mutsuzluğunun temelinde bitmeyen arzuların, kıyas duygusunun ve sürekli daha fazlasını isteme hâlinin olduğunu anlatıyor. Ona göre insan, sahip olduklarından çok eksik olanla ilgilendiği için huzursuzlaşıyor. Kitapta yalnızlık, insan ilişkileri, beklenti ve zihinsel huzur gibi konular sade ama sert bir dille işleniyor. Özellikle insanın kendiyle baş başa kalabilmesini bir eksiklik değil, bir olgunluk göstergesi olarak değerlendirmesi dikkat çekiyor. “Mutlu Olma Sanatı”, okuyucuya motive edici cümleler sunmak yerine insan doğasını gerçekçi bir bakış açısıyla yorumlayan, düşündürücü bir felsefi eser olarak öne çıkıyor.
Mutlu Olma SanatıArthur Schopenhauer · Can Yayınları · 202017,8bin okunma