Üzerine yığılmış tozlu kitapların arasında nefes almaya çalışan kalın kapaklı şu küçük kitabı kim bilir kaç kişi okumuş anlamıştı ya da hiç anlayamamıştı… Yazarı, ölmeden önce kavuşabilmiş miydi sevdiğine? “Belki de kavuşamamıştır.” diye düşündüm. Öyle ya, kavuşsalardı aşk olmazdı, aşk olmasaydı kitap yazılmazdı.
Her birimizin önüne konan hayat planı 25 yaşına kadar okullara gidip eğitilmek. Sonuç ne peki? Ülkesi dışında hiçbir ülkeye gidememiş, anadili dışında hiçbir yabancı dile hâkim olmayan biri olmak… Bunlar bir yana yıllarca süren eğitimlerden sonra işe girememek. Peki tüm bunlar ne için? Dünyada doğup dünyayla iletişime geçemeden, gidip konuşamadan, gezip göremeden kendi sokağımızda doğup büyüyüp ölmek için mi?