Kuşkusuz bu hafıza, kendini böylesine olağanüstü kusursuz eğitmesini ve biçimleyebilmesini her mükemmelliğin altında yatan o sırra borçluydu: Odaklanmaya.
Öyle anlaşılıyor ki nesneler ,manzaralar, kederler ve aşklar için de aynı şey söz konusu . Bunlara sahip olanlar şiirselliğini fark etmiyor. Işık sadece uzağı aydınlatıyor. İşte bu yüzden de hayat küçük şiirsel ışığı görebilenleri hayal kırıklığına uğratıyor.
Bakalım
Şimdi aforizmalardan vecizelerden ya da mottolardan
Aldığım, inanılmaz ve dayanılmaz yüklü ağırlıklarla
Akıl atımı sürmeliyim vicdanımın bakir dağlarına
Yalnızlığımın hirasına kimse gelmesin
Uzunca bir süre sadece içime evrile evrile ,
Düşünce patikalarında duygu çimenlerinde uzanıp
Yol almalıyım kimsenin üzerinden geçmediği yollar üzerinde
Ve yoldaş olarak çıkardan uzak kitaplar seçerek
Nevişahsınamünhasır zamanlar kaydedip anbean
Ölümü iyiden iyiye duyumsayarak içimde
Duymalıyım ağırlığını yaşamın ve yaşamanın,
Aldanmadım sahte mutluluklar peşinde koşup
Varacağım yerde mahcup olmamak için
İnsafı kalp saatimin ibresi yaptım iyi bil ey nefis
Gerçi sen tapsan da paraya pula köleye kula
Şimdi içselleştiriyorum salt insan olmayı,
ben de
Kendime kefeni elbise yaparak hayalimde
Bir de her şeyin tartılacağı terazideki kefeyi
Düşünüyorum bakalım hangisi ağır basacak
Aşk mı haydutluk mu
Hrngkbklt