“Bir ara Kant, sağlığını korumak maksadıyla, bir anayolda her gün altı mil boyunca yürümeye başlamış. Cinayet işlemek için özel bir nedeni bulunan bir adam bu durumu öğrenince, yolun Königsberg’den çıktıktan sonraki üçüncü milinde, söz konusu yere bir posta arabası dakikliğiyle gelen, “canına kestedeceği” adamı beklemeye başlamış. Tam o sırada bir kaza olmasaymış, Kant ölecekmiş. Her nasılsa “ahlak bilimini” göz önünde bulunduran katil, yolda oynarken gördüğü küçük bir çocuğu yaşlı aşkıncıya tercih edivermiş. Katilin bu çocuğu öldürmesi üzerine Kant ordan kaçmış.”
“Yüzüp gitti açıklara doğru. En iyisi unutmak her şeyi. Yaşam boyu yüzsek sularda. İnsanı arıtan mavi yeşilli giysilerden başka, böylesine mutlulukla kuşatan ne var yeryüzünde? Balıklardan gelmiyor muyuz? Yetti çektiklerimiz, dönelim artık aslımıza!…”