Bir insan ne kadar kendisine ve kendisinde olana sahipse başkalarında o kadar az şey bulabilecektir; ve onların haz duydukları yüzlerce şey ona yavan ve yüzeysel gelecektir.
Bu cümlenin bir sonbahar günü, gün akşama kavuşurken, sükûnet içinde ölümü bekleyen bir ihtiyarın, evinin penceresinden hem hazanın hem gurubun bütün hüznünü, bütün küsufunu uzun uzun seyrettikten sonra dudaklarından döküldüğünü söylesek bile uyandırması gereken tedailer yine de karşılanmış olmaz. Bu çok daha fazlasıdır, ama burada ona başka türlü yaklaşabilmek mümkün değildir.