"Gövdesi anormal bir biçimde büyürken beyni mercimek kadar kalan, o mercimeği de kaba komedilerle, iğrenç bir müzikle, internet küfürleriyle, lumpenlikle, argoyla, uyuşturucuyla, işlemez hale getiren bir kuşağın dramdır bu. Ve bu dram, Türkiye'nin geleceğini tehdit etmekte.
"Türkiye'nin en büyük sorunu kültürdür. Diğer bütün dertler bundan kaynaklanıyor." dediğiniz zaman insanların çoğu inanmak istemiyor buna. Ne kadar görmezden gelirsek gelelim, bu kültür yozlaşması bir gün aynayı yüzümüze tutacak! Şiddet eğilimi taşıyan gençlerin içinde yaşadığı ortamı düşünün: Küçük yaşta başlayan, " Sen erkeksin, sen yiğitsin" , "Hadi göster oğlum pipini", " Hadi bir küfür et amcana " sapıklıkları, kadınlara marazi bir tutku ve öfke karışımıyla bakan yabancı bir erkek dünyası, nezakete, insancıllığa , kültüre hiç önem vermeyen, hatta bu değerleri aşağılayan nihilist bir ortam. Peki bu gençlerin hangi manevi çeşmelerden su içtiğini hiç merak ettiniz mi? Ben adım gibi eminim; bu gençlerin ne okuduğunu, hangi TV programlarını izlediğini ve en büyük kültür referansları olarak hangi tür müzik dinlediğini adım gibi biliyorum. Rüzgâr erken fırtına biçiyor.
" Koskoca bir imparatorluğu yönetmek ile aile reisi olmak arasında nitelik açısından bir fark yoktur. Aradaki tek fark niceliktedir. Mesele bu iktidarı nasıl kullandığınız ile ilgilidir. Zorba bir erkek olarak aile üyelerinin haklarını gasp ediyor, onları karşınızda susta durduruyor, sizin gelirlerinize muhtaç karınızı bu güçle eziyor, gövdeniz daha iri olduğu için çocuklarınızı dövüyorsanız siz bir didaktörsünüz demektir. Canınızın çok sıkıldığı bir gün yolda yürürken önünüze çıkan küçük köpeğe tekme atıyorsanız, sadist bir didaktörsünüz. Didaktörlük en küçük iktidar biçiminde bile var olan bir tehlikedir. Yağmurda ıslanan yolcuları almayan taksi şoförü bile o anda elindeki iktidarın tadını çıkartmaktadır."