“Her şey çok hızlı gerçekleştiğinde,” diye yazmıştı Kundera, Yavaşlık adlı romanında, “kimse hiçbir şeyden emin olamaz, kendisinden bile.” Telaş, hayatı daha da yüzeysel kılar. Hız, hayatı eksiltir. “İnsan zamanı ölçer, zaman da insanı,” diyor bir İtalyan atasözü. Herkesin kendine göre bir zamanı, eigenzeit’ı, Ahmet Haşim’in eşsiz belagatiyle söylersek” hatıraların kudsi saati”ni bulmaya ihtiyacı var. Kendi tempomuzu, içimizin seslerinde dinleyerek bulabiliriz.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hayatla bağ kur, onunla dönüş, genişle ve onu genişlet. Ruhunun nefes almasına izin ver. Sevdiklerinin seni görmesine izin ver. Her şey bir mucize, sen bakmayı bilirsen. Mucizeyi kaçırma. Dur ve seyret.
Bu hayattan bir defa geçeceksin.
Yavaşlığa taraf olmak adalete, barışa ve çevreye taraf olmaktır. Ötekiyle bir bağ kurmaya ve merhamete talip olmaktır. Sabırsız, nicelik yanlısı, sığ, kontrolcü ve agresif “hızlı”ya karşı; nitelik yanlısı, derin, sakin, sezgisel ve özenli olanın tarafını tutmaktır yavaşlık. Gıdanın şükrünü eda etmektir, hayatın her anını kıymetlendirmek, insana güzel bir nazarla bakmayı bilmektir.