Kendi bedenini benzersiz, yeri doldurulamaz kılmak için gelmişti ona. Ama Tomas da onunla öteki kadınlar arasında bir eşitlik işareti çizmişti; hepsini aynı öpüyor, aynı okşuyor, Tereza’nın bedeniyle öteki bedenler arasında hiç ama hiç fark gözetmiyordu.
Bir ilkbahar sabahı affedilir insanlığın günahları.
Thoreau’nun ilkbahar deneyiminden kastı, yaşamak dışında hiçbir şeyin önemli olmadığı, amansız ve vahşi bir akıntıya bırakmaktır kendini. Bu aynı zamanda bir masumiyet serüvenidir. Her şey yeniden başlar, yeniden yola koyulur ve ışık, gecenin yanında geçmişi de sürükleyip götürür.