Herkes kalbinin renginde yaşar hayatı...
..
Deniz kenarında bir şehirde yaşıyorsanız şanslısınız. Neredeyse bütün sokakları denize çıkar içiniz açılır huzur bulursunuz...
Anne oğul...
Kocaeli / Değirmendere
Anne ve babası tarafından küçük yaşta terk edilip dedesi Mümin’e bırakılan bu çocuk, hayalleri ve dedesi dışında kimsesi olmayan, büyüklerin sert dünyasından kaçmaya çalışan yalnız bir çocuğun öyküsüdür... En çok üzüldüğü şey, korucu başı Orozkul’un dedesine sürekli kötü davranmasıdır. Çocuğu olmayan, içki içen ve karısını döven bu kaba adamın dedesine hakaret etmesi ve işkence etmesi, çocuğun küçücük yüreğinde derin yaralar açar...
Çocuğun en büyük mutluluğu, dedesinden dinlediği Boynuzlu Maral Ana masallarıdır... Okul çağına gelince dedesi zar zor ona bir çanta alır, çocuk bu çantayı kendine arkadaş eder, onunla dertleşir... Eski bir dürbünü vardır; onunla hep beyaz gemiye bakar. Babasının o geminin kaptanı olduğuna inanır ve bir gün balık olup o gemiye ulaşabileceğini hayal eder...
Öyküde Orozkul kötülüğü, çocuk ise iyiliği temsil eder. Hikâyenin sonunda kötülük galip gelmiş gibi görünse de, ben iyiliğin kazandığını hissediyorum... Umut var oldukça iyilik mutlaka kazanacak...
Gülümsetirken iç acıtan, yanından geçtiğimiz ama görmediğimiz, güldürürken bir yandan da hüzünlendiren on iki öykü, on iki hayat...
Özellikle:
Yalnızlık içinde olan Ayla Hanım, Cemile Hanım, Nasuh...
Hayata tutunma çabası içinde olan Besim Usta, Sevgi, Selim...
Mutlu olmak isteyen ama bir türlü beceremeyen Cevriye Teyze, Rosetta, Habibe...
Birde en çok sevdiğim Seher ile Rıza...
Seher acıyı içine gömüp başkaları için yaşarken,
Rıza sessizce başkalarının hayatlarına tanıklık ederek ayakta kalıyor...
İkisi de görünmez ama ikisi de çok insan...