Zira böyle zalâma müstağrak yaşamayı küfürden sayardı ruhuma canından can üfleyen Baki.
İblislerin gecelerime fısıldadığı şeamet dolu her yalan, bedenime oluverdi matem elbisesi. Halbuki "Aşk," derlerdi, "başka ne olsundu hayatın mazereti!" Bilmezdim.
Çocuktum işte, hatta çocuk bile değildim. Her yaşıma hâmûşî oldu kasıklarımda beliren mat'ûn-ı hayat. Silinmez belledim saf aklımla bedenimdeki kiri. Sandım ki göğsüm-deki kızıl nara süveyda olur tenime bulaşan her parmak izi.
Çıkdı yine âsmâna bir cemâ'at yıldız
Susdı benden bekledi derdi hikâyet yıldız
Gerçi zâhirde sevâd-ı bîneş-i yârdan küçük
Elem-i fürkat gibi büyük be-gâyet yıldız
Nefes-i yârdan firâkım ezelî bilmiş Hudâ
Sûretinin nüshasın kılmış kerâmet yıldız
Ben habîbin çehresin itmek temâşâ umarım
Sad hezâr olsa bile itmez kifâyet yıldız
Arz-ı hâl itme Kelâmî her gice bu encüme
Râh-i pür-hûn kıssadan buldı seâmet yıldız
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
«bir devr-i şeâmet yine çiğnendi yeminler
çiğnendi yazık
milletin ümmid-i bülendi
kanun diye topraklara sürtüldü
cebinler kanun diye kanun diye kanun tepelendi.»
Bir devr-i şeamet, yine çiğnendi yeminler,
Çiğnendi yazık milletin ümid-i bülendi.
“Kanun” diye topraklara sürtüldü cebinler,
Kanun diye, kanun diye kanun tepelendi…
Beyhude figanlar yine beyhude yeminler.
(Tevfik Fikret, 95’e Doğru)
Yardım et!
Hazret!
Bakışlarım gökyüzünde
İnzal olmuyor beklenen alamet
Dönüp de
yeryüzüne çevirsem garip başımı
Karşımda bunca şeamet
Dönüp de baksam geçmişime
Bin nedamet
Bir ihtimal bir hâl çare arıyorum ki
Bir demdir ki bu nekahet!
Söndür ateşi!Çık karşıma
Gülüşünde bir şetaret
Göğsünde vurup parçalanan kalbi, nihayet
Bir saçları kan, gözleri keskin dişi çeldi.
Artık bitecek ruhunu sarsan bu şeamet.
Zira saçı kan sevgilinin ismi eceldi...