searching

searching
@searching
Eğer bir eleştirel düşünür olarak kendinizi yetiştirmek istiyorsanız -dünyayı gözlemlediğiniz şekilde ve deneyimleriniz ile kavramlar yaratan- insandaki zihin gücünü anlamanız gerekiyor çünkü kendinizi bir düşünür olarak yetiştirirken yapacağınız en önemli iş, bu gücün kontrolünü ele almaktır. Kavramsallaştırdığınız şeylerin efendisi olmalısınız. Zihninizde daha önce yer etmiş kavramları "kaldırarak" o nesneleri alternatif kavramlarla açıklayabilecek yeteneğe sahip olmalıyız. Anlambilirncilerinin sık kullandıktan bir söz vardır: "Dünyamız bir ' şey' değildir! Dünyamız bir ' şey'değildir! " Belirli kavramlar (fikirler, sözler) arasında sıkışmışsanız olaylara çok dar bir açıdan bakarsınız. Zihninizde dünya ve " şey" aynı hale gelir.
Reklam
İnsanın düşünce yapısı ile ilgili bir problem kimi zaman birbiri ile ters düşen sonuçlara ulaşmamızdır. Eğitimli biri olmak isteyebiliriz fakat aynı zamanda eğitimli olmayı gerektiren bir iş yapmaktan çekiniriz. Başkalarının bizi sevmesini isteyebiliriz ancak onlara sevgi göstermeyiz. İnsanların bize güvenmesini isteyebiliriz fakat güvenilir olmadığımızı gösterecek hareketlerde bulunuruz. Açıkladığımız amacımız sadece kendimiz için neye inanmak istediğimiz olabilir fakat gerçek amacımız aslında kabul etmeye utandığımız amaç olabilir. Tıp fakültesine girerken gerçek amacımız çok para kazanmak, prestij ve makam elde etmek ve başkaları tarafından gıpta edilmek olduğu halde amacımızın insanlara yardım etmek ve anlan iyileştirmek olduğunu söyleriz. Amaçlarımızdan birinin öteki ile tutarlı olamayabileceğini bilelim veya duyurduğumuz amaçlarımızın gerçek amacımız olduğundan emin olalım, bu yüzden dikkat etmeliyiz.
Felsefe
Çoğu zaman neyin peşinde olduğumuzu biz de bilmeyiz. Artan insan istekleri ve hedeflerinin bilinç seviyesinde fark edilmesi eleştirel düşüncenin önemli bir parçasıdır. Her zaman düşüncelerimizde bir amacımız olsa da tam anlamı ile bunun farkında olmayız, sadece yüzeysel bir yaklaşım ile bakarız. Örneğin, bir derece yapma amacı ile üniversitede okuyor olabilirsiniz ama neden bir derece yapmak istediğinizi belki de tam anlamı ile incelememişsinizdir. Belki de sadece tüm arkadaşlarınız gidiyor diye gidiyorsunuzdur. Bu durumda amacınızın ne olduğunu ciddi anlamda düşünmemişsinizdir. Neyi başarmaya çalıştığımızı anladığımızda istediğimiz başarıyı elde etmemiz çok daha mümkündür.
1939 senesinde İngiliz bir akademisyen olan Suzan Stebbing düşünmede amacın önemini vurgulayan bir kitap yazdı. Düşünceyi başlatan amaç için, bağlantılı düşünmek için yani mantıklı düşünebilmek için: "Tüm etkili düşünceler bir sonuca odaklanmıştır." diyor, buna katılıyoruz. Tüm düşünceler bir amaç doğrultusundadır. Elde edilecek bir haşan olmadan, planlanan bir görüş olmadan istediğimiz bir şey yoksa düşünmüyoruz. Dünyayı düşündüğümüzde hiçbir şeyi öylesine gerçekleştirmiyoruz, hepsi amaçlarımız, hedeflerimiz, ihtiyaçlarımız ve değerlerimiz ile paralellik gösteriyor. Düşüncelerimiz davranışlarımızın bölünmez bir parçasıdır ve en basit durumlardaki hareketlerimiz planladığımız sonuçlara ulaşmanın bir yoludur. Bir kimsenin düşüncesini, kendi düşüncelerimizi de katarak anlamak için hizmet ettiği fonksiyonları, ne hakkında olduğunu, yönelimini ve altında yatan sonuçlan anlamaya çalışmalıyız.
Franklin: “Beyler genç ülkemizi Yahudilerin etkisi ve göçlerinden korumak konusunda General Washington’a katılıyorum. Yahudilerin belli sayılarda bulundukları ülkelerde ahlakı bozdukları, ticareti ellerine geçirdikleri, kendilerini çoğunluktan ayrı tutarak asimile olmadıkları bilinir. Bu millet bulunduğu ülkenin üzerine inşa edildiği Hıristiyan değerleri küçümser ve adeta ülke içinde ülke kurar. İspanya ve Portekiz örneklerinde olduğu gibi Yahudiler yaşadıkları ülkeleri finansal olarak sömürürler. Beyler, Yahudiler 1.700 yıl önce kovuldukları Filistin’i anavatan olarak görerek her zaman hak iddia ederler. Ancak bu gün dünyadaki diğer ülkeler Yahudilere Filistin’i bu nedenle vermek durumunda mıdırlar? Yahudilerin ülkemize girişlerine izin verilirse 200 yıl içinde bu insanların Amerikan halkının kanlarıyla kurduğu bu ülkeyi ele geçirerek özgürlüğümüzü tehlikeye atacağı bilinmelidir. Bu halkı Amerika’dan uzak tutmazsanız 200 yıl sonra torunlarınız tarlalarda çalışırken onlar servetlerine servet katacaklar ve torunlarınız mezarlarınızda size lanet okuyacaktır. Yahudiler Asyalı bir ırktır ve on nesil aramızda yaşasalar bile yine Asyalı kalırlar. Bir leopar beneklerini nasıl silemez ise Yahudiler de özelliklerinden kurtulamazlar. Dolayısıyla Yahudilerin ülkemize girişleri anayasamızca yasaklanmalıdır.” Anılarında Pinckney şöyle devam etmektedir: “Bay Franklin’in sözlerine hepimiz çok şaşırmıştık çünkü ülkemizde sadece 200 Yahudi vardı.”
Siyaset