searching

searching
@searching
Sonra, 1844'te, Edinburghlu yayımcı ve bilgin Robert Chambers, Vestiges of the Natural History of Creation (Yaratılışın Doğal Tarihinin İzleri) adlı yapıtını yayımladı (isimsiz olarak). James Secord'un yakınlarda gösterdiği gibi, bu kitap Victoria dönemi İngiltere'sinde büyük yankı uyandırmıştı; çünkü genel evrim fikrini geniş kitlelere sunan kişi, Darwin değil, Chambers'tı. Chambers, evrimin nasıl işlediğini, doğal seçimin yeni türlerin ortaya çıkmasını nasıl sağladığını bilmiyordu; ama kitabı, ince ve inandırıcı ayrıntılarla eski bir güneş sisteminin varlığım savunuyordu. Bu güneş sistemi, "ateş ve sis"le başlamış, çekim gücüyle yoğunluk kazanmış ve başlangıçta korkunç ve şiddetli, daha sonra giderek küçülen, ama etkileri çok uzun bir süreye yayılan jeolojik süreçlerle soğumuştu. Chambers, yaşamın başlangıcını bütünüyle doğal ve maddi bir süreç olarak görüyor ve açıkça şunu savunuyordu: İnsan doğası, "onu hayvanlardan ayıran ruhsal bir nitelikten kaynaklanmaz, evrim süreci boyunca gelişen yetilerin doğrudan bir uzantısıdır." Ve kitabındaki en önemli tümce şuydu: Öyleyse, yerküre üzerindeki organik yaşamın ilerleyişiyle ilgili zihnimde oluşturduğum fikir şudur (bu varsayım, dirimsel varlığın bütün benzeri görünümlerine uygulanabilir): En yalın ve en ilkel tür, benzeri üreyişin tabi olduğu bir yasa uyarınca, üzerindeki türe, bu da bir üsttekine yaşam vermiş, bu böyle en üstteki türe kadar sürüp gitmiştir. İlerleme aşamaları, her durumda son derece küçük -açmak gerekirse: bir türden ötekine- olmuştur; öyle ki, sözünü ettiğimiz olgu, her zaman yalın ve sade bir nitelik gösterir.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Halktan çok daha rahat bir hayat sürdürürken halkın desteğini kazanmak için bir seçkinin ne yapması gerekir? Hırsızkratların tarih boyunca başvurdukları dört çözüm yolu vardır: 1. Halkı silahsızlandırmak, seçkinleri silahlandırmak. Mızrakların, sopaların evde kolayca yapılabildiği çağlara göre, yüksek teknoloji silahlarının yalnızca sanayi kuruluşlarında üretilebildiği ve seçkinlerin tekelinde olduğu günümüzde bu çok daha kolaydır. 2. Toplanan haraçların çoğunu herkesin hoşuna gidecek şekilde dağıtarak kitleleri mutlu etmek. Bu ilke Hawaii şefleri için geçerli olduğu kadar bugün Amerikan siyasetçileri için de geçerlidir. 3. Genel düzeni koruyarak ve şiddeti durdurarak sahip olunan gücü insanların mutluluğu için kullanmak. Bu, merkezileşmiş toplumların merkezileşmemiş toplumlara göre büyük ve değeri anlaşılmayan bir üstünlüğüdür. İnsanbilimciler daha önceleri oba ve kabile toplumlarını yumuşak başlı, şiddetten uzak oldukları için yüceltiyorlardı, çünkü 25 kişilik bir obayı ziyaret eden antropologlar üç yıllık bir inceleme dönemi içinde hiçbir cinayetin işlenmediğine tanık oluyorlardı. Elbette işlenmezdi: On iki yetişkin ile on iki çocuktan oluşan bir obada, cinayet dışında alışılmış nedenlerden dolayı kaçınılmaz olarak insanlar ölürken, on iki yetişkinden biri her üç yılda bir bir başka yetişkini öldürse, o obanın varlığını sürdürmesine olanak olmadığını hesaplamak çok kolay. Oba ve kabile toplumlarıyla ilgili çok daha uzun vadeli geniş bilgiler bize cinayetin başlıca ölüm nedeni olduğunu gösteriyor. Örneğin, kadın bir antropolog Yeni Gine'nin İyau kadınlarıyla hayat hikâyeleri konusunda söyleşi yaparken ben de bir rastlantı sonucu İyau halkını ziyarete gitmiştim. Kendisine kocasının adı sorulan pek çok kadın arka arkaya, çok kötü ölümlerle ölmüş kocalarının adını
Siyaset
İster bir şeflik olsun, ister bir devlet, herhangi bir sınıflı toplum için insan şunu sormalıdır: Halk kendi çileli emeğinin ürünlerinin hırsızkratlara aktarılmasına niçin göz yumuyor? Platon'dan Marx'a kadar çeşitli siyasal kuramcılar tarafından sorulan bu soru her çağdaş seçimde seçmenler tarafından bir kez daha sorulmaktadır. Halk desteği zayıf olan hırsızkrasiler ya ezilen halk tarafından ya da çalınan ürünlere karşılık daha fazla hizmet sözü vererek halkın desteğini kazanmak isteyen türedi hırsızkratlar tarafından alaşağı edilme tehlikesiyle karşı karşıyadırlar. Örneğin, Hawaii tarihi baskıcı şeflere karşı başkaldırılarla doludur, genellikle de o şeflerin yerini daha az baskıcı olacaklarına söz veren erkek kardeşleri alır. Eski Hawaii bağlamında bu bize komik gelebilir, ancak çağdaş dünyada bu tür savaşımların yol açtığı mutsuzlukları düşünürsek iş değişir.
Siyaset
Ve artık iyice anlaşıldı ki zeka, kendi başına hiç bir kuvvete malik değildir.