Zira “ayrıyeten” Eski Türkçe kökenli ayrı kelimesine iki ayrı Arapça ek getirilerek yanlış ve kuralsız bir şekilde uydurulmuştur. Onun yerine “ayrıca” kelimesi kullanılmalıdır.
Mânen kelimesinin zıddı olan maddeten yerine madden denmesi de hatalı bir kullanımdır. Arapça kökenli “mânâ” kelimesinin tenvinli hâli olan “mânen”; “mânâ yönünden, mânevî bakımdan, iç dünyasına dair, ruhî anlamda” demektir. “Maddeten” ise “maddî bakımdan, gözle görülür, elle tutulur bir şekilde, sözle değil işle, kesin olarak” anlamına gelir.
Maddeten yerine madden diyemeyiz.
“Hemşire”, Farsçada “süt” anlamına gelen “şîre” kelimesinin başına “hem” eki getirilmesiyle türemiştir; “aynı sütü emmiş, süt kardeşi” anlamındadır. Türkçede eskiden “kız kardeş” anlamıyla kullanılırken sonradan “diplomalı hastabakıcı, sağlık görevlisi” anlamında kullanılmaya başlanmıştır.
Mahzun ile mahsun bazen karıştırılabilir. Mahzun, hüzün kökünden ve hüzünlü anlamına gelirken; mahsun, hısn kökünden ve sağlam, dayanıklı demektir. İkisi arasındaki ses farkına dikkat etmeliyiz.
Dil geleneğimizde bir kimsenin kendine dair cümle kurarken ben yerine biz zamirini kullanması ve tekil ek değil de çoğul ekle sözünü tamamlaması edep ve tevâzû ifadesi olarak yerleşmiştir. Bunun temelinde benlik dâvâsı gütmeme, böbürlenmekten, kibirden imtinâ etme gibi hassasiyetler yatıyor olabilir.