"Memleket orta yerinden ikiye ayrılmış gibi." Evet kitabın özetini tek bir cümleyle yapabiliriz. Dönem romanlarının son dönemdeki en iyi kalemlerinden biri olan Osman Balcıgil bu sefer bize 80 Darbesi'ne hazırlayan ortamı anlatıyor. Yazardan daha önce iki kitap daha okumuş ve kalemine hayran olmuş biri olarak bu romanının diğer romanlarının biraz altında kaldığını söylemeden edemeyeceğim.
Gelelim romanın konusuna. Hikayemiz Metin ve Ceren'in aşk hikayesi etrafında şekillense de aslında iç içe geçmiş farklı vadilerde akan hikayeler olduğunu söylemek mümkün. Bir tarafta ABD tarafından sahneye sürülen ajanların Türkiye'deki bazı grupları kışkırtması sonucu toplumun birbirine nasıl düşman edildiğini okurken diğer tarafta ülkedeki bu kaosa rağmen tertemiz bir aşk yaşamaya çalışan iki genci okuyorsunuz. Kitabın dili için klasik bir Balcıgil kitabı diyebiliriz; son derece basit, gereksiz süsten uzak sade bir dil. Yazarımızın bu dili bile isteye tercih ettiğini düşünüyorum, anlattığı çarpıcı gerçekleri gizlememesi adına kullandığı bir yöntem bana kalırsa.
Kitap okurken sık sık araştırma yapmaya sevk eden bir yazar Balcıgil.
Kitapta beni en etkileyen kısım CIA ajanlarının kışkırtmasına gelen birtakım grupların insanlara saldırdığı bölümler oldu. Kardeşin kardeşe kırdırıldığı, sen ocusun sen bucusun denilerek bölündüğü, aslında aynı dine inanan insanların bile birbirine düşman edildiğini görmek canımı en çok yakan kısım oldu. Üstelik hâlâ bu yöntemle insanımızın kine, nefrete sürüklendiği gerçeğini de kabul edelim. Tüm ayrıştırmalar ortadan kalktığında aslında bir masa etrafında çayını içip koyu bir sohbette gönüldaşlık edecek kadim Anadolu halkına nasıl yazık edildiğini okuyorsunuz aslında kitapta.
Benim için üzücü bir deneyim oldu, okuyacak olanlara keyifli okumalar dilerim.