secenver

secenver
@secenver
"Bu nasıl dünyaydı böyle? Her zaman böyle miydi, yoksa son birkaç günde gerçekten çivisi mi çıkmıştı? Her zaman bu kadar adaletsiz miydi? Dengeyi bozan neydi? Anlamıyordum. ... Nasıl bir dünya biri akıllıca sözler söylediği için onu yumruklardı?" "Her biri diğeri kadar yalnız olan üç milyar insan. Dörtte üçünün susuzluğunu asla gideremediği sularla kaplı dünya." "Neden hala buraya sıkışıp kalmış durumdayız? Ve neden her şey bizim için olmak zorunda? Neden bu kadar özeliz? Tanrı diye bir şey yok, Charlie, en azından söyledikleri gibi değil. Kendi başımızayız. Bu da insana kendini ya yalnız ya da güçlü hissettirir. Doğduğunda ya şanslısındır ya da değilsindir. Bu bir piyangodur. Ya işin zordur ya da her şey çok kolaydır. ... Tek başımayım ve neyin doğru ve neyin yanlış olduğunu biliyorum. Bu kasabada kimse bana iş vermez, dolayısıyla elimden geldiğince işleri yoluna koymak zorundayım. Konuşup yürümeye başladığın anda kendi şansını da yaratmaya başlıyorsun. Gökyüzünde bunu yapmana yardım edecek bir ruha da ihtiyacım yok. Kendim yapabilirim. Ama zaten Tanrı da bence gerçekte bu, Charlie. İçimde, diğer her şeyden daha güçlü ve daha dayanıklı olan şey. Dua etmek de ona güvenmek, ona inanmak, kendimden dayanıklı olmayı istemek anlamına geliyor. Ve yapabileceğim tek şey de bu. Kuleler, gemiler, tufanlarla ilgili hikayelere veya günahlarla ilgili kurallara ihtiyacım yok. Hepsi içindeki o yere ulaşmak için fazlasıyla karmaşık yollar ve bence dürüst değil."
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·510 syf.··
Beğendi
·
2021 137. kitabı
Kitabın kalın olmasına bakmayın 3 günde bitirmiştim:) Bence herkesin okuması gereken kitaplardan biri. İlk başlarda biraz sıkıcı gibi gelebilir ama ortalara geldikçe elimden bırakamadım. Her ne kadar eski bir dönemi anlatsa da bence günümüz için de çok güzel mesajlar veriyor. Hasan Sabbah(Seyduna diye geçiyor) ve fedailerini kullanarak yapacakları, köle kızları, haşhaş, 'cennet' bahçeleri,...
Fedailerin Kalesi AlamutVladimir Bartol · Koridor Yayıncılık · 201250bin okunma
"Bizi mutlu ya da mutsuz kılan olaylar değil, onları algılama biçimimizdir." "Esasen her türlü tarikat, mensuplarını aldatma üstüne kurulur. İnsanların idrak kabiliyetleri farklı farklıdır. Onları idare etmek isteyen biri bu kabiliyetlerin sınırlarını tespit ederek dikkate almaya mecburdur. Kalabalıklar peygamberlerden mucize istediler. İtibar sağlayabilmek için peygamberler kendilerinden istenileni yapmak zorundaydılar. Bilinç seviyesi ne kadar düşük ise fanatiklik de o ölçüde artar. Kısacası ben insanlığı iki temel gruba ayırırım. Birinci grupta neyin ne olduğunu bilen bir avuç insan vardır. Diğer grupta ise hiçbir şeyin farkında olmayan kitleler. Birinci grup liderlik etmek ikinci grupsa onları izlemekle yükümlüdür. Birinci gruptakiler anne babalara ikinci gruptakiler de çocuklara benzer. İlki hakikate asla ulaşılamayacağını bilir. İkinciyse ellerini uzatarak hakikate koştuğunu sanır."
10/10
·390 syf.··
Beğendi
·
2021 150. kitabı
Betimlemeleri ve özellikle Beyoğlu'nun her yerini anlatmasını beğendim. Her ne kadar yemek yerlerini çok yazsa da pasajlar, sokaklar, müzeler hakkında bilgiler vermesi çok güzeldi. Galatasaray Lisesinin sadece kapısını görebilen biri olarak:) yazarın o yerleri anlatması, üslubunun sade ve akıcı olması çok güzeldi. Ahmet Ümit'in okuduğum ilk kitabıydı. Okumadan önce biraz önyargılıydım ama okuduktan sonra hiç de öyle bir şey kalmadı içimde. Hatta kütüphaneden diğer kitaplarını da alıp okumayı düşünüyorum. Bu kitabı tekrar okumak isterim ama bir de anlattığı yerleri sokak sokak da gezmem lazım tabi. Tarihi Doğan Apartmanı, Çiçek Pasajı, Suriye Pasajı, Akmar Pasajı, Balo Sokak-Baraka, Serdar-ı Ekrem, Galata Mevlevihanesi, Sıraselviler Caddesi, Nevizade Sokak, Hollanda Konsolosluğu, Büyük Parmakkapı Sokak, Elhamra Hanı, Santa Maria Kilisesi, Zoğrafyan Lisesi, The Marmara Oteli ... Bunlar sadece hatırladıklarım. Daha nice merak ettiklerim var. Kitabın ortasına kadar pek fazla olay olmasa da sonlara doğru sürükleyicilik artıyor. Zaten katil hakkında hiçbir fikrim yoktu öyle böyle son 10 sayfada her şey çözülüyor. Kitapta beğenmediğim yer yok sadece garip bulduğum yerler var. Mesela Selim'in bu kadar işler çevirmesi, geceleri sürekli Kenanlarda yemekte olması eşi Gülriz'i hiç mi şüphelendirmiyor? Bir de Selim katil olduğunu bile bile neden Kenan'ın bu işlerine bulaşıyor? Ayrıca yazarın Nicholas Flamel'ı yazması biraz gereksiz ve fazla geldi bana. Mesela satanistler hakkında verdiği bilgiler fena değildi belki biraz daha da uzatabilirdi bu belki daha da bir gizemli bir ruh katardı. Ama genel olarak kitabın o ruhuna girebildim ve okurken kendimi kaybettim diyebilirim:) Kitapta beğendiğim yerlerden biri de son kısmı; Katya'nın Kenan'ın cesedinin fotoğrafını kullanması, serginin
Beyoğlu RapsodisiAhmet Ümit · Doğan Kitap · 200332,9bin okunma
"Biliyorum ama bencil olmayan var mı? Üstelik en büyük bencilliğimiz de çocuk yapmak değil mi? Yaşamın ne olduğunu bile bilmeyen bir canlıyı zorunlu olarak dünyaya getiriyorsun. Mutlu olacağının garantisini verebiliyor muyuz ya da hastalıksız, dertsiz, uzun bir ömür sürmesini sağlayabiliyor muyuz? Yoo, ama sonuçlarını düşünmeden çocuk yapmaya devam ediyoruz..." "Kimseyi suçladığım falan yok. ... İnsanın doğası böyle."