secenver

secenver
@secenver
19 okur puanı
Ağustos 2021 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
"İnsanın kaderini değiştiren güzelliği değil, güzelliğin artırdığı beklentilerdir. Hayattan ve insanlardan ne kadar çok şey beklersek, hayal kırıklıklarımız da o kadar çok ve derin oluyor. Güzellik bazen çok bencilleştiriyor insanı."
Reklam
On küçük zenci yemeğe gitti, Birinin lokması boğazına tıkandı, kaldı dokuz Dokuz küçük zenci geç yattı. Sabah biri uyanmadı, kaldı sekiz. Sekiz küçük zenci Devon'u gezdi. Biri geri dönmedi, kaldı yedi. Yedi küçük zenci odun yardı, Biri baltayı kendine vurdu kaldı altı. Altı küçük bal aradı Birini arı soktu kaldı beş Beş küçük zenci mahkemeye gitti Biri idama mahkum oldu, kaldı dört Dört küçük zenci yüzmeye gitti Birini balık yuttu, kaldı üç. Üç küçük zenci ormana gitti, Biri ayı kaptı, kaldı iki. İki küçük zenci güneşte oturdu, Birini güneş çarptı, kaldı bir zenci Bir küçük zenci yapayalnız kaldı, gidip kendini astı. Kimse kalmadı...
"Tarikatın tanrıçalara tapınma geleneğini sürdürmesi eski Hristiyan kilisesindeki iktidar sahibi kimselerin, kadınların değerini düşürecek ve durumu erkekler lehine çevirecek yalanlar söyleyerek dünyayı aldattığı inancına dayanır." "Tarikat, Constantin ile erkek veliahtların, kutsal dişileri şeytan gibi gösterecek bir propaganda başlatarak dünyayı dişil paganizmden erkek Hristiyanlığına döndürdüğüne ve tanrıçaları modern dinden sonsuza dek çıkardığına inanır. " "Yapılan propagandalar ve kan dökümü işe yaramıştı." "Günümüz dünyası bunun kanıtıydı." "Bir zamanlar ruhani aydınlanmanın mutlak yarısı olarak saygı duyulan kadın, dünyadaki mabetlerden kovulmuştu. Hiç kadın Ortodoks haham, Katolik papaz, Müslüman imam yoktu. " "Kadın ve sol taraf ilişkisi bile kilisenin karalamalarından nasibini almıştı. Fransa ve İtalya'da 'sol'-gauche ve sinistra kelimelerinin ima ettiği anlamlar olumsuzdu, fakat sağ taraf için kullanılan kelimeye dürüstlük, ustalık, doğruluk gibi anlamlar yüklenmişti. Günümüzde radikal düşüncelere sol kanat, mantıksız düşüncelere sol beyin ve şeytani olan her şeye netameli sinister denildi." "Tanrıçaların günleri sona ermişti. Saat durmuştu. Toprak Ana, erkeklerin dünyası haline gelmişti ve devir yıkım ile savaş tanrılarının devriydi. Erkek egosu dişi dengi tarafından iki bin yıl başıboş bırakılmıştı. Yakıtı testosteron olan savaşların, kadından nefret eden cemiyetlerin artmasının ve Toprak Ana'ya karşı giderek artan bir saygısızlığın oluşturduğu dengesiz bir duruma sebep olduğunu düşünüyorlardı." "Kadının hayat vermesi kavramı ilk dinin temelini atmıştır. Çocuk doğumu mistik ve güçlü bir şeydi. Ne yazık ki Hristiyan felsefesi biyolojik gerçeği görmezden gelerek kadının yaratıcı gücünü zimmetine geçirmiş ve yaratıcıyı 'erkek' ilan etmiştir. Başlangıçta bize
"Bu nasıl dünyaydı böyle? Her zaman böyle miydi, yoksa son birkaç günde gerçekten çivisi mi çıkmıştı? Her zaman bu kadar adaletsiz miydi? Dengeyi bozan neydi? Anlamıyordum. ... Nasıl bir dünya biri akıllıca sözler söylediği için onu yumruklardı?" "Her biri diğeri kadar yalnız olan üç milyar insan. Dörtte üçünün susuzluğunu asla gideremediği sularla kaplı dünya." "Neden hala buraya sıkışıp kalmış durumdayız? Ve neden her şey bizim için olmak zorunda? Neden bu kadar özeliz? Tanrı diye bir şey yok, Charlie, en azından söyledikleri gibi değil. Kendi başımızayız. Bu da insana kendini ya yalnız ya da güçlü hissettirir. Doğduğunda ya şanslısındır ya da değilsindir. Bu bir piyangodur. Ya işin zordur ya da her şey çok kolaydır. ... Tek başımayım ve neyin doğru ve neyin yanlış olduğunu biliyorum. Bu kasabada kimse bana iş vermez, dolayısıyla elimden geldiğince işleri yoluna koymak zorundayım. Konuşup yürümeye başladığın anda kendi şansını da yaratmaya başlıyorsun. Gökyüzünde bunu yapmana yardım edecek bir ruha da ihtiyacım yok. Kendim yapabilirim. Ama zaten Tanrı da bence gerçekte bu, Charlie. İçimde, diğer her şeyden daha güçlü ve daha dayanıklı olan şey. Dua etmek de ona güvenmek, ona inanmak, kendimden dayanıklı olmayı istemek anlamına geliyor. Ve yapabileceğim tek şey de bu. Kuleler, gemiler, tufanlarla ilgili hikayelere veya günahlarla ilgili kurallara ihtiyacım yok. Hepsi içindeki o yere ulaşmak için fazlasıyla karmaşık yollar ve bence dürüst değil."
"Bizi mutlu ya da mutsuz kılan olaylar değil, onları algılama biçimimizdir." "Esasen her türlü tarikat, mensuplarını aldatma üstüne kurulur. İnsanların idrak kabiliyetleri farklı farklıdır. Onları idare etmek isteyen biri bu kabiliyetlerin sınırlarını tespit ederek dikkate almaya mecburdur. Kalabalıklar peygamberlerden mucize istediler. İtibar sağlayabilmek için peygamberler kendilerinden istenileni yapmak zorundaydılar. Bilinç seviyesi ne kadar düşük ise fanatiklik de o ölçüde artar. Kısacası ben insanlığı iki temel gruba ayırırım. Birinci grupta neyin ne olduğunu bilen bir avuç insan vardır. Diğer grupta ise hiçbir şeyin farkında olmayan kitleler. Birinci grup liderlik etmek ikinci grupsa onları izlemekle yükümlüdür. Birinci gruptakiler anne babalara ikinci gruptakiler de çocuklara benzer. İlki hakikate asla ulaşılamayacağını bilir. İkinciyse ellerini uzatarak hakikate koştuğunu sanır."
Reklam