Çok dikkate değer olan nokta, insanların kurtulamayacakları bir mekanızmanın dişlileri arasına sıkışmış olmadıkları, ama kendilerini daha yüksek bir basamağa çıkarmayan bir tezgah başında durduklarını pek az kavrar görünmeleridir. bunu, iş alanının üst basamaklarında bulunan, bol gelirli ve artık çalışmasalar da ellerindeki ile ömürlerinin sonuna kadar yaşayabilecek olanlar için söylüyorum. Ellerinde bulunanla yaşamak, onlara, düşman karşısında kaçma gibi utanç verici gelmektedir; onlara hangi amaca hizmet ettiklerini sorduğunuzda, cevap vermekte güçlük çekip, ancak çalkantılı bir hayatın tekmelerini sıralayabileceklerdir.
Böyle birisnin hayatını gözünüzün önüne getirin. Güzel bir evi, tatlı bir karısı ve sevimli çocukları olduğunu kabul edebiliriz. Sabahları çoluk çocuğu uyurken, bu adam erkenden kalkıp yazıhanesine koşturur. Orada büyük bir yönetici yeterliliği göstermek zorundadır; kararlı bir yüz ifadesi takınır, kesin konuşmaya özen gösterir ve odacı çocuktan başka herkes üzerinde etki yaratmak için, ileriyi gören serikanlı birisi gibi hareket eder. Mektuplar yazdırır, önemli kişilerle telefon görüşmesi yapar, piyasanın durumunu inceler ve öğle yemeğini, iş yaptığı ya da yapmayı umduğu birisi ile yer. Öğleden sonra da işlerine devam eder. Eve gelir, yorgundur, akşam yemeği için giyinmeye ancak vakti vardır. Yemekte kendisi gibi yorgun bazı adamlarla, hiç de yorgun olmayan hanımların yakınlığından hoşlanır görünmel zorundadır. Zavallı adamın bu durumdan kaç saat sonra kurtulabileceğini kestirmesi mümkün değildir. En sonumda eve gidip yatağına girer ve birkaç saat sonra gevşer.
Bu adamın çalışma hayatının psikolojisi, yüz metre yarışı psiklojisidir ama katıldığı yarış mezara kadar sürdüğü için yğz metrelik koşuda uygun olan konsantrasyon, ona çok fazladır. Bu adam