“Kim yaptı ve niçin yaptı?” sorusu bilimin merak alanı içinde değildir. Bilimin merakı özele, parçaya yöneliktir, o bütünü talep etmez; kullandığı yöntemle bütünün görülemeyeceğini bilir çünkü.
Fakat düşünme (metafizik) kendisine kimi ve niçini mesele edinir; zaten bu meselesi nedeniyle o, düşün me adını alır.
Düşünme bütüne yöneliktir, salt görünür sebepleri değil, sebeplerin sebebini merak eder, görülemeyeni görmeye çalışır, tek tek ağaçlarla değil, ormanladır onun işi. Ağaçları ormanın butunu içinde görmeyi ister; ormanı görmedikçe ağaçları görmüş olmakla yetinmez, yetinemez. Âdeta bir büyücü gibi, bir kâhin gibi hareket
eder ve âlemi bir küre hâlinde önüne koyup o küreyi bir bütün hâlinde temaşa etmeye çalışır. Düşünmek, ağaca baktığında tohumu, tohuma baktığında ağacı görmektir, hiç değilse bu türden bir görüşe ulaşmayı talep etmektir.
Bu âlemin ne idüğünü bilmek, hemen her nesnenin hakikati
ni bilmek ve dahî o nesnenin hakikatini anlamak arzu ve çabası, düşünme’yi benzerlerinden ayırır. Üçgene derinlik katar, onu prizma hâline getirir. Daireye derinlik katar, onu küreye dönüştürür.
Düşünme bu yüzden her nesnenin derinliğini, yani hakikatini görmek ve anlamaktan ibarettir.