seçil çilek

İnsan, insan yapamamıştır. Sürekli olarak buna çalışmıştır: Biyolojik bir siyaset kurarak, insan ırkını "iyileştirmeye", hata­sızlaştırmaya ya da genleri manipüle etmeye uğraşmıştır. Bunun yanında yapay zeka üretme girişimleri de gözler önündedir. . . Oysa insan biçimli bir yapay zeka yoktur. Yapay bir "ruh" üreti­lememiştir. Bilgisayarlar, tüm hatasızlıklarına karşın, insana eri­şememişlerdir. Programlar yürümedi. Böyle deniyor, ama yanıl­mayalım; içinde bir cücenin saklandığı, 18. yüzyılın şu sarık­lı Satranç Oynayan Türk otomatı, yapımcısının ya da içindeki cücenin, bu oyunu ağzı açık izleyenleri kandırmasını mı, yoksa zihni ile eli arasındaki bağlantıyı, oyun için de olsa koparan cü­cenin kendi kendini kandırmasını mı simgelemektedir?
Sayfa 377·Kitabı okudu
Felsefe ve Düşünce
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Spinoza "doğa asla kavimler, milletler, sınıflar, zümreler yaratmaz, sadece bireyler yaratır" demişti. Her tür­den "kimlik" onun felsefesince bir "figmens" , bir "sanı", hat­ta daha doğru çevirelim, bir "uydurma" idi. Bayle'ın Spinoza'ya ilişkin olarak yazdığı "Hıristiyan tarzına bürünen Tanrı onbin Türkü öldürdü" formülü enfestir. Ama "Hıristiyan tarzına bü­rünen Tanrı onbin Türk kılığına bürünen Tanrı'yı öldürdü" di­yebilmek şartıyla. .
Sayfa 360·Kitabı okudu
Felsefe ve Düşünce
Mesela derim ki "bütün erkekler hıyardır" ve bana zo­runlu olarak derler ki,"işte bir feminist" . Derim ki, "kadınla­ra da güven olmuyor yahu", derler ki işte sana bir "maço", bir "hırbo". Ve derim ki "Kürtler . . . ", "Avrupa. . . " vesaire ... Bireye erişmeden telaffuz ettiğim her tür genellik . . Ama tuhaftır hep kendi yargımla yargılanmaz mıyım? Deleuze ve Guattari'nin Felsefe Nedir? kitabında olduğu gibi, masaya peynir geldiğin­de, "ama bu peynir kokuşmuş" derseniz, birilerinin size "ko­kuşmuş olan sensin, allahın köylüsü, bu rokfor peyniri" deme­sinin yolu da açılmış olur.
Sayfa 359·Kitabı okudu
Felsefe ve Düşünce
Ama ne yazık ki sosyal bi­lim ve siyaset bilimi literatürünün neredeyse tümüne yakını bu türden kavramları (kimlik, aidiyet, kadınlık, erkeklik, azınlık çoğunluk, etnisite, globallik, yerellik vesaire ...) ifade ettikleri­ne çok bol gelen, oldukça yoğun bir tarzda kullanıyor. İnsan­lar bu yüzden sanıyorlar ki herkesin derdi bir kimliğe sahip ol­mak, yaşadığı dünyada kendini bu kimlikle ifade etmek, hatta daha da kötüsü bu kimliği arayıp durmaya mahküm olarak sü­rekli bir arayışta yaşayıp ölüp gitmek. Üstelik bu "kimlik" denen şeyin bir de "bunalımı" var. Yani, bunalıyor. Ya da belki demek istiyorlar ki, onu arayıp bir türlü bulamazsanız yandınız, şizosunuz, depresifsiniz, paranoyaksınız, hatta daha da kötüsü, nevrotiksiniz (nevrozu tarif eden Freud ve takipçilerinin psikozlar konusunda iler tutar hiçbir şey söylemiş olmadıklarını bilerek söylüyorum bunu). Son tahlilde ise size "terörist" ya da "muhtemel cani" bile diyeceklerdir. Bu durumda sizden bir şey çıkmaz. Bu kimlik o kadar yüce bir şeydir ki uğru­na uçaklar binalara dalış yapar, içki içenler gettolara kapatılır, çe­şitli vatandaşlık hukuklarından bahsedilir, giderek herşey akl-ı­selim birinin artık tasarlayamayacağı bir düğüme karışır.
Sayfa 358·Kitabı okudu
Felsefe ve Düşünce
O artık ne "ateş böcekleri ne güzel bombalıyor" denebilecek bir Körfez Savaşı, ne de ABD'nin kendi yarattığı canavarlara müdahale etmesi olacak. . . ama her durumda, bun­lar bile olamadığı için daha kötüsü olacak: Düşmansız bir sa­vaş icat edilecek. . . yani hepimizi "potansiyel düşman" olarak ilan edecekler. . . Çünkü düşman asla erişemeyecekleri, eriştikleri anda ise onu "kurarken" sorumlu olduklan bir "ölüm ehli" . . . ona baş­ vurarak hepimizi, Müslümanları, solcuları Üçüncü Dünya'yı hem kurban hem de hukuki sorumlu kılacaklar. . .
Sayfa 356·Kitabı okudu
Felsefe ve Düşünce