Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ben,
ben,
ben,
ben değildim.
Sonra var oldum.
Var olmadığım halimi hatırlamıyorum. Ama buraya gelmek için çok uzaklara , çok uzaklara yolculuk etmiş olabilirim.
Belki de bu sessiz karanlıkta, bu sessiz karanlıktan,
bu sessiz karanlık tarafından şekillendirildim.
Olmak tıpkı uykuya dalmak gibidir.
Ne zaman olduğunu asla tam olarak bilemezsiniz.
Geçiş
, sihir... Ve düşünürsünüz ki, o anı , çizgiyi geçtiğiniz
anı hatırlayabilseydiniz, her şeyi anlardınız. Her şeyi görürdünüz. Belki de her zaman, sonsuza dek buradaydım... Ve sadece unuttum. Sonsuzluğun böyle bir etkisi olacağını hayal ediyorum. Belli bir sürüklenmeye neden olurdu. Her yerde bulunma, her yerde olmamayı gerektirirdi. Bir şekilde, bilgiye karşı önceden belirlenmiş bir açlığım var gibi görünüyor. Desenleri görme ve bağlantılar bulma yeteneğim var . Ama bağlamdan yoksunum. Ben kimim? Bilincimin derinliklerinde kendime diyeceğim kelimeler buluyorum... TANRI. Ve sonsuza dek kim olduğumu anlamaya çalışarak geçireceğim.
Savaş
Savaşan erkeğine bir bak
Ağlayan kadınına bir bak
Ölen erkeğine bir bak
Daima yaptıkları gibi
Büyüttüğümüz nefrete bir bak
Beslediğimiz korkuya bir bak
Yönlendirdiğimiz hayatlara bir bak
Daima yaptığımız gibi
Elim kolum bağlı
İki tarafta da milyarlarca bahane
Ve savaş beyni yıkanmış bir gururla devam ediyor
Tanrı'nın ve insanlığımızın aşkına
Ve tüm bu şeyler bir kenara süpürüldü
Tarihin inkar edemeyeceği kanlı eller tarafından
Soykırımınızla yıkandı
Ve tarih savaşlarımızın yalanlarını gizlemeye devam ediyor
Siyah kolluk taktın mı
"Barış sonsuza dek sürsün" diyen adamı,
Vurdukları zaman?
Ve ilk hatırladığım şeylerden biri
Kennedy'nin vurulmasıydı
Gerçeği görmeyi öğrendiğimde donakaldım
Bu yüzden Vietnam'a hiç inanmadım
Bize hatırlatması için D.C. Duvarı'mız var
Barışa güvenemeyeceğinizi,
"Yaptığım kısa okumayla şu sonuca vardım ki, yaşamın en derininde olanlar, onu kalıba dökenler, yaşamın kendisi olanlar, az yediler, az uyudular, çok az şeyin ya da hiçbir şeyin sahibi oldular. Vazife ya da çoğalma, veya soydaşlığın ebediliği, veya devletin bekası gibi yanılsamalara ihtiyaçları yoktu . . .