Oğlu doğduğundan beri pek kitap okuyamayan, kendi kitaplarından daha çok çocuk kitapları okuyan anne.. E o zaman en sevdiğimiz çocuk
kitaplarını da profile ekleyebiliriz bence:)
Hayat her zaman mutlu değildir. Büyüdükçe anlayacaksın. Bazen sevdiğin biri gitmek zorunda kalır ansızın. Bazen taşınırlar uzağa. Bazen ölürler. Bazen de veda etmeden gidiverirler.
Bütünleşmenin en üst noktası bir diğerinin eksikliğine tahammül edebilmek. Onu kendi eksikliğin gibi benimseyerek… Çünkü bazen o eksikliği görebilmen sende de o eksikliğin var olmasından kaynaklanır.
Özlem, anıların gölgesinde büyüyen bir çiçek gibi; kökleri toprağın derinliklerinde saklı, yaprakları ve çiçekleri gökyüzüne açılırken, her mevsim yeniden tomurcuklanan..
Yeni evli çiftlerin buluşmalarında illa bir yerde sorulan “Annenler nasıl? sorusu olurdu. “Annenler”… Yani anne ve babayı kapsayan çoğul. Boşanmış olabilirler, ayrı olabilirler, ölmüş olabilirler… Bu ihtimallerin hiçbiri yoktu insanların kafasında. Şak diye soruyorlardı karşılarındaki insana; “Annenler nasıl?” Sanıyorlardı ki herkesin annesi kendi anneleri gibi kış için barbunya poşetliyor…