Han Duvarlarından Gönül Köprülerine...
10/10
·106 syf.··
2026 160. kitabı
Elimle Seçtiklerim külliyatı, benim için sadece bir şiir toplamı değil; Anadolu’nun o vakur, o çilekeş ama bir o kadar da mağrur çehresine tutulmuş en berrak, en yerli aynadır. Şairin kendi imbiğinden süzerek bize sunduğu bu seçki; İstanbul’un zarif estetiğiyle Anadolu’nun tozlu yollarının, han duvarlarının ve yanık türkülerinin o muazzam nikâhıdır. Faruk Nafiz, kelimeleri bir nakkaş titizliğiyle işlerken; bizi "Memleket Edebiyatı"nın o hem sızılı hem de heybetli zirvelerine çıkarır. ​Edebi bir düz yazı ile bu memleket sevdasını dile getirmem gerekirse; bu seçki, Türkçenin o pürüzsüz, o su gibi akan aruzundan heceye geçişinin en asil zaferidir. Han Duvarları’nda yankılanan o "Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı" sesi, benim içimde sadece bir yolculuk değil, bir tarihin ve bir coğrafyanın kaderine atılan imzadır. Şair, Anadolu’yu dışarıdan bir gözlemci gibi değil; onun derdini derdi, neşesini neşesi bilen bir evlat gibi anlatır. Çoban çeşmesinin başında durup o bitmek bilmeyen efsaneyi dinlerken, aslında kendi köklerimin ne kadar derine indiğini hissettim. ​Okurken şunu iliklerimde duydum: Faruk Nafiz’in şiiri, bir yanıyla o çok sevdiği lirik "peri"lerin masalsı dünyasında gezerken, diğer yanıyla ayaklarını o sert ve bereketli toprağa sımsıkı basar. "Sanat" şiirinde dediği gibi; biz başka sanat bilmeyiz, karşımızda dururken yazılmamış bir destan gibi Anadolu’muz... Bu mısralar, benim için sadece birer kafiye değil; bir duruş, bir kimlik ve bir vefa borcudur. O, dili öyle bir kullanır ki; Türkçenin o en saf, en yalın haliyle bile ne kadar devasa bir musiki yaratabileceğini kanıtlar. ​Nihayetinde bu kitap, benim için bir "gönül coğrafyası" haritasıdır. Çamlıbel ile beraber anladım ki: Bizim asıl zenginliğimiz, o uzak köylerdeki isli lambaların ışığında, o kerpiç
Şiir
Elimle SeçtiklerimFaruk Nafiz Çamlıbel · Yeni Şark, Bitik Yurdu Yayınları · 193514 okunma
Puan vermedi·283 syf.··
Beğendi
·
2025 47. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 26 Aralık 2025 14:42
İnsanlar için gelişme risk midir? Teknolojiyi doğru kullanabiliyor muyuz? Kullanabilecek miyiz? İnsanı insan yapan duyguları  mıdır? Bir tarafta teknoloji ve insanlığın geleceği diğer tarafta "Sevgi ne demekti, sevgi emek demekti "  diyen bir uzaylı... Yazar insanlığa,  topluma , duygulara  değişik bir açıdan bakıyor, bir uzaylının gözünden.  İnsanı, insan olmayı anlamaya çalışan bir uzaylı. Kitabın sonlarında geçmiş ve gelecek arasına sıkışmak yerine yaşadığımız an'daki güzellikleri,  doğanın mucizelerine bakmayı öğrenmemiz  gerektiğini anlatıyor.  Koşturmaca içinde  bir hayat geçirmek yerine durmayı,  nefes almayı ve çevremizde gerçekleşen binlerce mucizeyi  görmemizi anlatıyor. İnsanın varoluş amacının sevgi olduğu ve sevgiyi paylaşmak olduğunu anlatan bir uzaylı.  Kitabın yazılıp basılması 2013 yılında. Aradan 13 yıl geçmiş  ve kitapta bahsedilen teknoloji şimdiden eskilere karışmış. Bugünün dünyasının  teknolojisi çok hızlı ilerlemiş. Yazar 2000 li yıllarda geçirdiği panik ataklar sebebiyle hayata, insanlara , insan ilişkilerine  yabancılaştığı bir dönem geçirir. Kitaptaki uzaylının yalnızlığını,  yabancılığını,  ötekileşmesini aynı şekilde hissetmiş. Bu süreçten çıkış yollarını da okuyucuya paylaşmak istemiş. Kitabın sonunda uzaylinin dilinden insanlara tavsiyeler veriyor. 97 madde . Aralarından seçtiklerim: 6. Meraklı ol. Her şeyi sorgula. Şimdinin gerçeği gelecekte bir hikaye olacak sadece. 23. Mutluluk senin dışında bir yerde değil. Mutluluk senin içinde. 24. Dünya'daki yeni teknoloji beş sene içinde gülüp geçeceğin bit şeydir yalnızca. Beş sene içinde gülüp geçmeyeceğin şeylere değer ver. Aşk gibi. Ya da iyi bir şiir gibi. Ya da bir şarkı. Ya da gökyüzü. 65. Bildiğini düşünme.  Düşündüğünü bil. 82. Eğer bir şey sana çirkin görünüyorsa daha iyi bak.
İnsanlarMatt Haig · Domingo Yayınları · 202314,8bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·272 syf.·
2025 883. kitabı
Aforizma nedir?sınırlandırma', 'ayrım' ve 'tanım' anlamına gelir) genel bir gerçeğin veya ilkenin özlü, kısa, özlü veya akılda kalıcı bir ifadesidir. Aforizmalar genellikle gelenek tarafından nesilden nesile aktarılır. KENDiMi KONUŞTURMALAR: İLK ÖNSÖZ'DEN SEÇTİKLERİM Aklıma güvenimin zayıftadığı bir zamanda, aklıma sığındım. Aklımın yetmezliğinde tutabildiğim kurallara dayanıyorum: kurallar ile aklımın çalışması birbirinin yerini alıyordu ve birbirini tamamlamaktadırlar. Çünkü aklımı kurallara kurdum, Yalçın Küçük Keskin, sözünü sakınmaz dilini, düşünce dünyamızı aydınlatmak, önümüze yeni ufuklar açmak ve hayatın nereye gittiğini görmemize yardım etmek için kullanıyor. Siyasetten felsefeye, tarihten edebiyata geniş bir yelpaze içinde özenle seçtiği tecrübelerini okuyucusuyla paylaşıyor. Hayatı sorgulayan ve toplumsal duyarlılığa sahip olanlar için aforizmalar sunuyor. Hayatın her alanında başvuracağınız Yalçın Küçükün derin felsefi görüşlerini ortaya koyduğu Aforizmalar tekrar tekrar okunacak bir başucu kitabı.Aforizmalar "Bilim bir silah oluyorsa tarih, kavram atmak için bir mancınıktır. Düşünmek, aklı durdurmamaktır. Düşünmek sonu olmayan bir çizgidir.- Y. K. Türkiyenin en güçlü kalemlerinden biri olan Yalçın Küçük, yıllardır Türkiyede olup bitenlerin derinlerine girip, görülmeyeni ortaya çıkarmak için korkmadan, yılmadan çalışmıştır. Siyasi, ekonomik ve toplumsal konularda ezber bozan, tabuları yıkan bir çizgiye sahip olan Küçük, aforizmalarıyla da hayatın temel sorunlarını irdeliyor. Aşk, Hapis, İnsan, Bilim, Savaş, Din, Tarih, Edebiyat, Felsefe, Kemalizm başlıkları altında düşünce ve görüşlerini şiir tadında ortaya koyuyor.Pek fazla kişinin ulaşamadığı, ulaşamayacağı bir bilgi birikimine ve hayat tecrübesine sahip olan Yalçın Küçük, Türkiyenin içine kapanık, tabulara
Felsefe düşünce deneme inceleme edebiyat
AforizmalarYalçın Küçük · Tekin Yayınevi · 201652 okunma
9/10
·150 syf.··
2025 172. kitabı
Émile Zola | Madam Sourdis ve Diğer Öyküler ——————————————————— Émile Zola’nın insan tutkularını, toplumsal ikiyüzlülüğü ve sıradan yaşamların gerçekliğini anlattığı, çarpıcı kısa öykülerden oluşan bir kitaptır. Kitapta toplum, birey, kadın bakış açısı, sınıf eleştirisi ve empati gibi temaların ön planda olduğu birbirinden değerli 6 öykü yer almaktadır. Hepsini büyük ilgiyle okusam da favori seçtiklerim, daima aklımın bir köşesinde kalacak öyküleri sizlerle paylaşmak istiyorum. • Kitaba adını veren Madam Sourdis, hırs, tutku ve sanat duygularının iç içe geçtiği bir öykü. Madam Sourdis, resim yeteneği ile tanınan bir kadındır fakat o dönemki toplum bakış açısı kadının sanata olan ilgisine kapalıdır. Bu yüzden bu kadında kocasının imzasını taşıyan eserler ortaya çıkararak bir ün kazanır. Fakat onun emeği görünmez olduğu için yıllar geçtikçe bu onu tüketir. Bu durum kocasına karşı büyük bir öfke beslemesine ve sonunda bir krizin ortaya çıkmasına sebep olur. Toplum bakış açısının bir kadının benliğini nasıl kaybettirdiğini okuyoruz aslında. • Bay Chabre’in Kabukluları, mizahi ve düşündürücü yönü olan bir öykü. Bay Chabre, biraz yaşlı ve mutlu evliliği olan bir adamdır fakat uzun yıllardır çocuk istemektedirler. Çocukların olmaması toplumsal açıdan onu utanç duygusuna etmektedir bu yüzden doktor doktor gezer ve bir doktorun tavsiyesiyle deniz banyosu yapmak ve kabuklular (ıstakoz, istiridye) yemek için bir tatile çıkarlar. Bu kabuklular doktora göre onun gücünü arttıracaktır. Bu tatil sırasında eşi kendisine bir arkadaş edinir fakat bu arkadaşlığın nereye evrileceği merak konusudur. Kitabın sonunda bu adamın çocuğu olur fakat sonu çok açık bittiği için kafamızda soru işaretleri kalır… Kitaptaki en neşeli hikayeydi. Yazarın alt metni oldukça başarılıydı, doğa bütün
Madam Sourdis Ve Diğer ÖykülerEmile Zola · Fihrist Kitap · 202322 okunma
Puan vermedi·328 syf.·
2025 74. kitabı
Kitapta genç yaşta ailesini terk ederek başka bir ülkede yaşamaya başlayan bir kadın ressamın ülkesine geri dönerek annesiyle iletişim kurma çabaları anlatılmış.Oldukça durağan ve kapalı bir anlatım çerçevesinde bir anne kızın arasında çözülemeyen meseleleri ve onun da ötesinde annelik kavramının sorgulanışı yer almakta. Kitap sadece kadın karekterimizin gözünden anlatıldığı için annenin ve diğer kız kardeşin fikirlerini anlayamıyoruz.Ancak kendisi de bir aile sıcaklığından yoksun kalarak büyüyen annenin çocuğuyla küçükken başlayan iletişimsizliğinin,gençlikte evi terk edip gidişiyle beraber ulaştığı boyutu ve bu davranışından dolayı kızını dışlanmasını gözlemliyoruz . Ailedeki büyük kardeş olan karekterimiz ne kadar özgürlüğüne düşkünse küçük kız kardeş de kadar bir o kadar itaatkar. Buradaki örnek her ne kadar uç noktada olsa da okurken , anne kız arasında dahi olsa sevginin çeşitli koşullara bağlı olabileceğini düşündüren ve kimi zaman annelik kavramını sorgulatan ve her şeye rağmen annesi olduğu için içinden silip atamadığı ebeveynine kendini anlatma arayışındaki bir yetişkin kadının yaşadıklarını anlatan bir anlatı.Satır aralarından seçtiklerim : "Anneler de kadındır ve annenin tüm çocuklarına eşit sevdiklerine aralarında ayrım yapmadıklarına ve fark gözetmediklerini adaletli davranmaya muktedir olduklarına dair bir düşünce mevcuttur. Keşke gerçek olsa denen bir rüyadır bu." "Kanımca biri anne için bebeklikten sonra annesine sadakat sevgi ve hayranlık gösteren, annesiyle eleştiren ve suçlayan değil anlayan bir gözle bakan çocuğu sevip onunla birlikte olmak daha kolaydır." "Anne olarak bana iyi gelmiyordu.İçimde kanayan yaralar açtı." "... bir zamanlar hem değer verip hem de nefret ettiğim bu bağımlılık içimde hala diri."
Annem Öldü müVigdis Hjorth · Siren Yayınları · 20251,809 okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2025 26. kitabı
Japon yazarların çoğunlukla böyle iç karartan hikayeleri seçmelerine vallahi alıştım. Diğer aldıklarımı da düşününce veya benim seçtiklerim şansıma böyle karanlık çıkıyor. Olumsuz başlayınca da sevmedim düşünülmesin zira Kobo Abe ile tanıştığıma gayet memnun ayrılıyorum. Kitaba gelirsek Okurken kuma boğulmaya, susuzmuş gibi hissetmeye ve nemden bunalmaya hazır mısınız? Bunu yazarın bir başarısı olarak görüyorum ki okurken kumları boğazınızda hissediyorsunuz. Öyle bir kalem, öyle bir anlatı… Kumların içinde kaldığımız hikayede kitabın anlatıcısı Cumpei Niki ile biz de çıkış yolunu ararken sayfaları da merak içinde ardı ardına çeviriyoruz. Kitabın konusuna da değinilmeden geçilmez ki kitabın ana karakteri, Cumpei Niki böcek türlerine ilgi duyan ve farklı böcekleri keşfetmek isteyen sıradan bir öğretmen. Bir gün böcek keşfi için gittiği çölde kendini kurnaz bir planın içinde buluyor ve çöldeki tutsaklığı başlıyor. Bu duruma baş kaldıran Nikinin başına gelenleri okuyoruz. Hikaye boyunca yazarın aktarmaya çalıştığı kapitalist düzen, bireyin yaşadığı o yalnızlık ve toplumun o düzen içerisindeki her şeyi sessizce kabullenişi o kadar başarılı işlenmiş ki Kobo Abe ‘nin diğer kitaplarını merak ettim. Atlamadan kitap birde beyaz perdeye uyarlanmış. Kitabın yayımlandığı 1964 senesinde aynı zamanda gösterime girmiş olan filmi izlemeyi de not ettim. Bu kitaptan sonra da serinlemek isterseniz yine Asyalı bir yazar olan Han Kang’ın sizi kara boğacak ‘Veda Etmiyorum’ u güzel gider.
1000Kitap
Kumların KadınıKobo Abe · Monokl Yayınları · 20172,895 okunma