Şehri özlediğimi de fark etmiştim, bu karmaşayı, bu gürültüyü, bu kimsenin kimseden haberi olmadığı dağınıklığı, aldırmazlığı, aceleciliği, telaşı, sokaktaki insanları tanımamayı, tanınmamayı özlemiştim.
Aynı evde yalnız olan ve birbirlerine dokunmayan bir kadınla erkek arasında, adı olmayan, görülemeyen, ele gelmeyen, açık iki pencere arasındaki hava akımı gibi değemediğin, yakalayamadığın ama sürekli hissettiğin bir akım oluyor.
Bir adamın yaptığı yolsuzlukları bu kadar güzel anlattığını, kendini bu kadar haklı çıkarttığını hiç görmemiştim.
Utanmazlığına hayran kaldım. Bu kadar yüzsüzlük gerçekten cesaret gerektirirdi.