"Kendinden başka hiç kimse için endişelenmemek büyük bir lüks aslında. İri bir kaplumbağa gibi yaşıyorsun. Evin hep yanında, nereye gidersen evin orası. Seni merak eden yok, senin merak ettiğin yok."
Küçücük anlar var hepimizin hayatında, bir tohum gibi, o anın içinde ne olduğunu bilmiyoruz ama onlardan bir tanesini alıp suluyoruz, tek bir an büyüyüp koca bir hayata dönüyor ve o anın içinde nasıl bir hayat taşıdığını daha sonra öğreniyoruz, "Tanrı'nın tesadüfleri" diyoruz, alıp bu tohumları öylece serpiyor mu Tanrı, bakalım kim gelip de sulayacak diye, yoksa başından biliyor mu hangi tohumun hangi insana rastlayacağını.
Ondan, onun etkisinden kurtulamayacağımı, sürükleneceğimi, hem de çok karanlık yerlere sürükleneceğimi ve sürüklenmek istediğimi de aynı anda sezmiştim sanırım.