“Mutluydu, ama hiç de beklediği gibi değildi. Her adımda önceki hayallerinde bir hayal kırıklığı ve yeni beklenmedik, büyüleyici bir güç buluyordu. Levin mutluydu, ama aile hayatına girdikten sonra her adımda bunun hayal ettiği şey olmadığını görüyordu. Her adımda gölde bir sandalın süzüle süzüle, mutlu bir şekilde gidişine hayran olan bir adamın bu sandala bindikten sonra hissedebileceği şeyi hissediyordu. Sallanmadan düzgün bir şekilde oturmanın yetmediği, nereye doğru gittiğini bir an bile aklından çıkartmadan ayaklarının altında su olduğunu düşünmek ve kürek çekmek gerektiğini, alışkın olmayan ellerinin kürek çekerken acıdığını, bu işin sadece dışardan bakınca kolay olduğunu, yapmaya gelince, çok mutlu edici olsa bile aynı zamanda çok da zor olduğunu görüyordu.”
“Vronskiy’e göre meseleyi “gerektiği gibi” anlamış olanlar, aslında hiç de anlamıyor, ama genellikle iyi bir eğitim almış insanların yaşamı her yanından kuşatan bütün karmaşık ve çözümlenemez sorunlar konusunda davrandıkları gibi davranıyor, imalı sözlerden ve tatsız sorulardan kaçınarak terbiye sınırları içinde kalıyorlardı. Durumun önemini ve anlamını tam olarak anladıkları görüntüsü yaratıyorlar, bu durumu kabul ve hatta takdir ediyorlar, ama bütün bunları açıklamayı yersiz ve gereksiz sayıyorlardı.”
“En zeki insanlar arasındaki tartışmalarda bile tartışan kişilerin harcadıkları çok büyük çabaların, çok sayıda mantık ve sözcük inceliklerinin ardından uzun süredir birbirlerine kanıtlamak için çarpışıp durdukları şeyin tartışmanın en başından beri bildikleri bir şey olduğunu sonunda anladıklarını, ama farklı şeyleri sevdiklerini, bu yüzden de yenik düşmemek için sevdikleri şeyi söylemek istemediklerini çok görmüştü. Tartışma sırasında zaman zaman karşındakinin ne sevdiğini anladığını, birden aynı şeyi sevdiğini ve hemen uzlaştığını, o zaman da kanıtlara gerek kalmayıp çürüdüğünü sık sık hissetmişti; ama bazen de tam tersini hissediyordu: Sonunda sevdiğin ve kanıt uydurmaya çalıştığın şeyi sen söylüyorsun, eğer bunu güzel ve samimi bir şekilde anlatmışsan karşındaki bir anda senin düşünceni kabul ediyor ve tartışma bitiyordu. Onun söylemek istediği de işte buydu.”
“Evet, Anna eskiden mutsuzdu, ama gururlu ve huzurluydu; oysa artık belli etmese bile huzurlu ve saygın biri olamaz. Evet, buna bir son vermek gerek,” –diye karar verdi.”