Seda Daşdelen

Seda Daşdelen
@sedadasdelen
Uçmayı isteyip de uçamayan bir kuş gibiydim ︎︎
istanbul
1 Eylül
289 okur puanı
Ocak 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
"Kısırdöngü asla yok olmaz. Sadece genişler, sonra da kendini unutturur. Niye? Çünkü döngü dediğin, bildiğin daire. Üstünde tam tur atmak o kadar uzun sürer ki, aynı noktadan ikinci kez geçtigini anlayamazsın bile. Hatta bazen, kısırdöngü öyle bir genişler ki başladığın yere dönmeye ömrün bile yetmez. Insan da, kör bir at gibi koşturur üstünde. Düz gittiğini zanneder. Ilerledigini. Hatta ilerlerken öldüğünü düşünüp son nefesini bile huzurla verir! Ama kör olmak şart, tabii! Yoksa anlarsın ayni yerde dönüp dolaştığını. Onun için yaşlıların gözleri bozulur, anlıyor musun? Aynı yerden tekrar geçtiklerini anlamasınlar diye. Kısırdöngüye karşı doğal bir savunmadir aslında, körleşme. Mekanik bir tepkidir yani! Hayatın kendisi gibi…Hatta bu yüzden hayat da bu kadar sıkıcı! Çünkü hayat da sadece bir tepki. Şimdi, bak şu çevrene! Her sey hayatın düşmanı! Yediğin, içtiğin, ne bileyim, aldığın her nefes, her şey! Hayat da işte, buna karşı bir tepkiden ibaret! Tabii en basta da ölüme karşı! Okulda öğretmişlerdir. Nedir bilimin temeli? Etki ve tepki, degil mi? Ne demek, biliyor musun? Dogadaki inatlaşma demek! Her sey bir inat meselesi. Özellikle de yaşamak. İşte bu yüzden de hayat, maçın kendisini şeref golü sayan, inatçı bir asalaklar takımını izlemek kadar sıkıcı. Dolayısıyla bir umut ya da bir amaca gerek yok, hayatta kalmak için. Öleceğini bilmek yeter. Hayattasın çünkü tehlikedesin. Hayattasın çünkü her saniye ölüyorsun. O kadar. Hayatinin anlami iste bu: Ölüm korkusu! Anlıyor musun beni?"
Sayfa 122 - Doğan Kitap·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
“Sadakat çok güç bulunur ve bedeli asla ödenmez.”
Sadece gerektiginde konusur, düsüncelerini mümkün olan en kisa sekilde ifade ederdi; böyle yapmazsa çabucak yorulur, devam etmeye degmeyecegini ve bosuna çabalamanin anlamsiz oldugunu fark etmisçesine lafini yarım birakirdi. Suskunlaşır, hiç kımıldamaz, kışın deniz kiyisinda dikilen insanlar gibi öylece dururdu; böyle anlarda gözleri parlakligini kaybeder, ışığı süngerle emilmişçesine sönerdi; belki hâlâ öyledir,
"Aşkın teselliye ihtiyaci yoktur. Karşılık bulmaya bile ihtiyaç duymaz. İhtiyacı yalnızca kendinedir."
"Asıl sorun Josef, insanları etkilemek için akılcılığı bir kenara bırakıp daha aşağı düzeydeki becerileri kullarsak, elimize geçenin daha degersiz ve daha aşağı düzeyde bir insan olacağıdır. İşe yarayan bir şey istediğinizi söylediğinizde, duygularınızı etkileyecek bir sey istediginizi söylemek istiyorsunuz. Evet, bunun da uzmanlar var elbet! Peki kimdir onlar? Rahipler! Onlar etkilemenin sırlarını iyi bilirler! İlahilerle sizi idare eder, göge yükselen kuleleri ve kubbeleriyle bizi bodur bırakırlar; boyun egme arzusunu kamçilar, doğaüstü kilavuzlar, ölümden korunma, hatta ölümsüzlük vaat ederler. Ama bir de aldikları bedele bakin; din köleligi; zayıfa karşı hürmet; hareketsizlik; bedene karşı, zevke karşı, bu dünyaya karşı nefret. Hayir, bu tür bir yatistirma yolunu, bu insanlık dışı yöntemi kullanamayız! Aklımızın gücünü keskinleştirmek için daha iyi yollar bulmaliyiz."
Sayfa 296·Kitabı okudu