Okuma grubumla şubat ayının ikinci yarısı için seçtiğimiz kitabıda bitirdik.
Çok keyifli bir grupla okuduk ve gerçekten topluca okunan kitaplar daha çok akılda kalıyor diye düşünüyorum.
Kitabın konusu hakkında kısaca bir özet geçmek gerekirse 1969 da İstanbul’a okumaya ve çalışmaya gelen, Mevlut ve ailesinin hayat hikayesini okuyoruz. Biz kitabı yaşayarak okuduk desem yeridir. Mevlut’un lise yılları, babasıyla çalışması, gençliği, askerliği, evlenmesi, baba olması, dede olması her şeyi okuduk. Kitap ilk başlarda Mevlut’un cinsel açlığının sık sık tekrarlanması nedeniyle biraz yordu ne yazık ki ama ergenlik dönemi bittikten sonra biraz daha akıcı olmaya başladı. Toplumsal ve siyasi olaylara çok fazla yer verilmişti ve ben bunları okurken çok sevdim. Gözümde canlandı koskoca mazi 2000’li yılların başlarını hatırlayabilen biri olaraktan kitapta yaşanan olaylara biraz hakimim bu nedenle kitabı biraz daha fazla benimsemiş, yaşamış olabilirim.
Kitapta çok fazla karakter var ve okurken sanki o aileden biriymişsiniz gibi hissediyorsunuz.
Duttepenin, zengin, sağcı halkı ve Kültepenin, fakir, solcu halkı arasındaki çatışmalar, kıyaslamalar şimdiki zamandan bakınca sanki bir türk filmi izliyorum havası verdi. Mevlut, Ferhat, Süleyman karakterlerinin mesleklerine o kadar yer verilmişti ki bütün grup yoğurtçu, bozacı, garson, elektrikçi ve inşaatçı olarak kitabı bitirdik
90lı yıllarda ve 2000li yılların başında kaçak elektrik olaylarına çok fazla hakimiz şu an
Ve bahsetmem gereken Vediha, Rayiha ve Samiha kardeşlerde var ama bunlar kitabın kilit isimleri olduğu için ne söylesem spoil olur bu nedenle yorumu burda bitiriyorum ve ısrarla kitabı okumanızı tavsiye ediyorum. Özellikle 95’den önce doğmuş ve İstanbul’da yaşamış olanların kitabı yaşayacağının garantisini