“Yetmiş yıldır unutulmuş olan bir meşum fiili hortlattınız! Padişahı halettiniz! Şahsi menfaatleriniz için devletin ve milletin menfaatlerini ayaklar altına aldınız. Utanmadan bu haltınız için devlet ve millet adını kullandınız! Bu yüzden göreceksiniz, tez zamanda memleketin dahilinde ve haricinde ne fenalıklar zuhur edecek! Allah belanızı versin!”
Geri çekildim ve bu lüksün neden aniden benim yaşamıma paldır kültür girdiğini, kendini bana sunduğunu kendime sordum. Yaşam, belki de benim değerlerime meydan okumak istiyordu... Belki tuzağa
düşmüştüm. Hepimizin ihtiyaç duyduğu gelişme arzusunu, yalnızca toplumsal mevki yükselişiyle karıştırmıştım. Gerçek gelişme içsel değil miydi? İnsan KENDİNİ DEĞİŞTİREREK mutlu olur, ÇEVRESİNİ DEĞİŞTİREREK değil.