Günün bir saati vardır ki dostum Nastenka, o saati çok severim. Bütün işler, görevler, çalışmalar biter ve herkes yemek yemek, uzanmak, dinlenmek için aceleyle evine gider.. Bezdirici işlerini ertesi güne kadar bitirdiği için keyiflidir. Oyun oynamak, yaramazlık yapmak için sınıftan çıkan bir öğrenci kadar mutludur.
Yürürken bir yandan da şarkı söylüyordum çünkü mutlu olduğumda, bu mutluluğu paylaşacak bir arkadaşı, bir yakını olmayan her insanın yapabileceği gibi kendi kendime mırıldandım.
Öylesine harika bir geceydi ki, böylesine güzeli ancak gençlikte mümkün olur sevgili okuyucu. Gökyüzü o kadar açık, o kadar yıldızlıydı ki, "Böyle bir göğün altında nasıl olur da öfkeli ve kaprisli olabilir insan?" diye sormadan edilemezdi. Bu soru da gençlere özgü bir sorudur sevgili okuyucu, hem de çok gençlere özgü. Tanrı sizin gönlünüze de sık sık gençlik serpiştirsin.
Tarih, halk yığınlarını bir hayvan sürüsü olmaktan ya da çalışkan bir karınca yuvası görüntüsünden çıkararak; akılcı, neşeli bir yaşam üreten milyonlarca sanatçıya, üreticiye dönüştürmenin yollarını, devletin nasıl güçlendirileceğini, toplumun nasıl eğitilebileceğini gösteren bir bilimdir.