Beyaz Geceler

Fyodor Dostoyevski
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·126 syf.··
Beğendi
·
2021 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2021 02:24
Herkesten el çekmiş, yalnızlığı yaşam tarzı haline getirmiş, çevrede olup biteni görüp hayal dünyasında sanki onlarcasıyla konuşuyormuş gibi hissedip yalnızlığa yaşam adını koymuş olsa da kimsesiz ve yaşamsızdır.Tanımadığı ama ömrünün sonuna kadar unutamayacağı Nastenka ile tanışır. Birkaç gece bütün bir ömrünü anlatır... Nastenka; dil'dir, umut, çocukluk ve en tutsağı aşk'tır. Akıcı ve başarılı bir Dostoyevski okuyacaksınız... "Çünkü seni yıllardır tanıyorum sevgili Nastenka çünkü yıllardır böyle birini arıyordum. Aradığım sendin, ikimizin şu anda buluşması kaderimizde vardı."
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Ren Kitap · 2020102bin okunma
9/10
·126 syf.··
Beğendi
·
2021 41. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2021 18:06
Herkese merhaba (: Bir süredir Dostoyevski okumuyordum ilaç gibi geldi bu kitap. Biraz Dostoyevski’nin hayatından bahsedecek olursak, alkol bağımlısı, sert bir baba ile hastalıklı, hor görülen bir annenin ikinci çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Babası sağ olsun; tıpkı Franz Kafka gibi o da nefret duygusuyla henüz küçük bir çocukken tanışmış, aynı şekilde içe kapanık annesinin haline üzülmüş ve romanlarındaki karakterlerinde hep onların üzerinde bıraktığı izlere yer vermiştir. Annesinin ve babasının ölümünün ardından, yolculuğuna ağabeyiyle birlikte devam etmiş, hayatındaki pek çok önemli olayı abisi Mihail’le birlikte yaşamıştır. Kumar oynamış, bohem çevreler edinmiş, kürek mahkumu olmuş, hatta ölüm cezasına çarptırılmanın nasıl bir duygu olduğunu bile öğrenmiştir. Tüm bunlara ek olarak, sırf acıdığı için dul bir kadınla evlenmiş, onun ardından yaptığı ikinci evlilikten babalığı tatmış ancak kısa süre sonra küçük kızını kaybederek evlat acısıyla da tanışmış Dostoyevski. Kitap Petersburg'da "hayalperest" ismini verdiği kahramanımız ve ilk görüşte aşık olduğu Nastenka’nın başından geçen 4 gün anlatılır. Hayalperestimiz bir tacizden Nastenka’yı kurtarır ve bu durum sonucunda ikili arasında bir dostluk başlamış olur. Nastenka ile geçirdiği gün ve geceler artık hayalperestimiz için “beyaz geceler”dir. Ancak güzel Nastenka’nın kalbi bir başkasına aittir ve evlenmek için onun dönmesini beklemektedir. Hayalperestimiz bu durum karşısında zorlansa dahi onun için Nastenka ile sohbet edebilmek her şeye bedeldir. Oldukça keyifli ve akıcı bir kitaptı. Okumanızı tavsiye ederim. “Yarın harika bir gün olacak. Ne de mavi bir gökyüzü! Ay nasıl da parlıyor!”
1000Kitap
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Ren Kitap · 2020102bin okunma
Puan vermedi·109 syf.··
2024 1. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2024 10:49
Ve kendime soruyorum: Hayallerim nerede ? Zaman nasıl da geçiyor..! Zamanını nasıl geçirdin, hayatının en iyi yıllarını nereye gömdün ? Yaşadın mı, yaşamadın mı ? Bak, diyorum kendime dünyada ki her şeyin nasıl solup soğuduğuna bak. Bir kaç yıl daha geçecek, ardından bunu mutsuz bir yalnızlık tekrar izleyecek, daha sonra da çaresizlik ve yıkım olacak. Hayallerin çürüyüp ölecek, ağaçlardan düşen sarı yapraklar gibi dağılacak. Bu hayatta mutlu olmanın tek yolu beklentiyi düşük tutmaktır. Yoksa kanatlarından vurulmuşa dönersin…
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Ren Kitap · 2020102bin okunma
beyaz geceler beyaz değil.
Puan vermedi·109 syf.··
2022 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Şubat 2022 19:13
romanın kahramanı, çok mutlu olacağı üç gece yaşadıktan sonra, hayal kırıklığıyla sona eren dördüncü bir gece ve hayal kırıklığının zirveye ulaşacağı bir sabah yaşayarak yalnızlığın ve mutsuzluğun daimi olduğunu öğrenecektir. bazı insanların işleri yolunda gider ve altın bir tepsiyle mutluluk önlerine sunulur; bazı insanların ise kaderinde mutsuzluk olup mutluluk onlar için bir hayaldir ve hayatı gerçekleşmeyecek hayallerle doludur. dostoyevski'ye ait olan romanda, yalnızlık ve hayal kırıklığı başarılı bir şekilde anlatılmış.
Edebiyat
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Ren Kitap · 2020102bin okunma
6/10
·109 syf.··
Beğendi
·
2021 23. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 20 Eylül 2021 23:06
Dostoyevski'nin en basit romanıydı. En sevdiğim yazar olduğu için beklentim tabi ki her zamanki gibi çok fazlaydı. Ama gençlik romanı olduğu için büyük beklentim tam karşılanmadı diyebilirim. Yine de bir Dostoyevski romanı okumuş olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Nastenka Allah bizi senin gibilerden korusun, maalesef hâlâ senin gibi insanlar var çevremizde. İlgi arsızı, dengesiz, kararsız, gerçek sevgiyi hak etmeyen...Neyse sinirlendim, sırf Dosto romanı diye okuyabilirsiniz, yüksek beklentileriniz olmasın. Not: Bu kitap için bu yayını önermiyorum, çevirmeni pek beğenmedim, cümleleri karmaşık ve fazla basit geldi. Tşk.
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Ren Kitap · 2020102bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2021 14. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2021 17:23
Bir solukta okunulan o güzel kitaplardan birisi. Arada yaşanan ihanet, saf temiz bir aşk ile Petersburg’da yaşayan genç kız ve genç oğlanın farklı hayatlarına konuk olmaktayız . Sevdiğim bir kitap oldu.
1000Kitap
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Ren Kitap · 2020102bin okunma
Puan vermedi·126 syf.·
2021 5. kitabı
Dostoyevski nasıl bir insan, nasıl bir yazar; benim anlatmaya dimağım yetmez. O kadar mutluyken bir sonraki cümlede ağlayıp, cümlelerde kendimizi bulup, kitap bitince 'Ben ne okudum şimdi?' hissi yaşamamak çok zor. Aşkı da harika anlatıyor, aşkın psikolojisini de. O kadar güzeldi ki, sanki güzel bir aşka tanık olmuş kadar içindeydim romanın. Hayalcinin akşam iş çıkışı güzellemesi harikaydı. İçimi huzur kapladı. Ama sonra okuduğum insanların dış görünümlerine yansıyan mutsuzlukları, "kaderlerine küs, yaşamdan yorgun duruşları", günümüzün yalnızlaştırılmış insan profilini tarif edince üzüldüm. Kendim için ve aslında umutsuz bırakılmış gençlerimiz için. Hayallerini kurup kurup seneler geçerken hala yerinde saymak kim bilir kaç kişinin başından geçen bir drama. Bunun da işlenişi müthiş tabi ki ama orada insanları uyandırıcı, dürtücü bir güç olmak istediğini de düşünüyorum Dostoyevski'nin. Keşke herkes hayal ettiklerini yaşayabilse.. Tekrar tekrar okunası kitapları için minnettarım
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Ren Kitap · 2020102bin okunma
8/10
·109 syf.··
2023 33. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2023 14:50
Herkesten el çekmiş, yanlızlığı yaşam tarzı haline getirmiş , çevrede olup biteni görüp hayal dünyasında sanki onlarla konuşuyormuş gibi hissedip yanlızlığa yaşam adını koymuş olsa da kimsesiz ve yaşamsızdır .Tanımadığı ama ömrünün sonuna kadar unutamayacağı Nastenka ile tanışır.Birkaç gecede bütün bir ömrünü anlatır
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Ren Kitap · 2020102bin okunma
8/10
·109 syf.··
Beğendi
·
2023 12. kitabı
Dostoyevski... Kitabı okurken karaktere isim vermemesinin birazda kendisine yakınlığından ötürü olduğunu düşünüyorum. Kendimle takılmayı seven biriyim ama karakterimiz Nastenka' ya kendinden, bulunduğu durumdan bahsedince daha çok sevmekten çekindim diyebilirim. Bir yerde okumuştum'yalnızlığın tadını alanlar bir daha bırakmazlar çünkü en büyük dostları kendileridir' gibiydi. Yani o kadar alışıyoruz ki bir yerden sonra kontrolümüzden çıkmaya başlar gibi. Her şeyin ölçüsünde pik noktasına vardığını bilmeliyiz. Hızlı okuma yapılabilinecek, anlaşılır,duru anlatımı olan bir kitap, hissetmemizi istediği duyguyu ben hissettim.Tavsiye ederim. İyi okumalar. Beyaz Geceler Fyodor Dostoyevski
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Ren Kitap · 2020102bin okunma
Beyaz Geceler (F.Dostoyevski)
Puan vermedi·109 syf.··
2023 12. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 19 Mart 2023 00:00
Merhaba dostlarım! İncelemesini yapacağım kitap bir Dostoyevski klasiği değil; kesinlikle değil. Şöyle ki, kitabın arka yazısını okuduğumda zaten anlatı şeklinin bizim alıştığımız "Dostoyevski karanlığı"yla uzlaşmadığına dair bir ön bilgi edinmiştim. Fakat başlarda, özellikle karakteri kısaca tanıma aşamasında bir kaç kez "Eyvah, yine mi yoksa" dediğim oldu. Fakat sonradan kitabın yazarının kim olduğunu dahil hatırlamamaya başlıyordum nerdeyse. Bu anlatış tarzını ve olay örgüsünü klasik rus hikaye ustalarında (örn: Turganyev, Çehov, Tolstoy) görebilirsiniz. Fakat Dostoyevski'yi hep bu kabilenin uzağında gören bir rus edebiyatı aşığı olarak diyebilirim ki, bu bizim bildiğimiz o adam değildi. Hatta belki yanılıyorum ama Franz Kafka'nın "Milena'ya mektuplar"ında bu anlatış tarzını tattığımı hatırlıyorum; (Biraz sitemkar ve belki de az şiirsel) Hikayeye geçersek (Spoiler) Hikayenin en güzel yanı tabii ki, de hayatın olağan akışına uygun olmasıdır. Bu yüzden "Tamam, bu bir Dostoyevski klasiğiydi, ikna oldum" diyebildim, sonunda. İsimsiz bir anlatıcının başlarda yaşamış olduğu yalnızlık, ki burda karakterin yaşca küçük olduğunu çok açıkca seziyorsunuz ve her gördüğüne aşık olma huyuna katlanıyorsunuz bir nevi. Kahramanımız, Nastenka adında 17 yaşındaki bir kızla sadece dört gece geçiriyor ve her gece ayrı bir paragraf açılarak, bir başlık altında anlatılıyor. Nastenka'nın hikayesi, kahramanımızın hikayesi ve her ikisinin birlikte olduğu bir hikayeyi okuyorsunuz. Müthiş yanı o ki, yine her bir hikaye, hatta her bir duygu size "ah yaşadım, evet" ya da "evet, şahidi oldum" söyletebiliyor. Nastenka "hiç umudu kalmadı" diye gösteriliyor ama ben Nastenka'nın umudunun her zerresini hissedebildim. Yaşadım ki, bu kadar net söyleyebiliyorum bu kitabı sevdiyimi. Sonu belki şaşırttı,
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Ren Kitap · 2020102bin okunma

Yazar Hakkında

Fyodor DostoyevskiYazar · 137 kitap
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский) (d: 11 Kasım 1821, Moskova - ö: 9 Şubat 1881, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı. Dostoyevski, Mikhail ve Maria Dostoyevski'nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova'da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi'nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova'nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski'nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı. Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova'da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu'na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için "Ateş Fedya" lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg'ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839'daki ani ölümünü burada öğrendi. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü'ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski'nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya'da bulunan Omsk Cezaevi'ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg'a yerleşti. Petersburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi. İlk yazarlık dönemi Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski'nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski'ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında "Yeni bir Gogol doğdu" diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti. 1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski'nin umudunu kırdı. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi. İkinci yazarlık dönemi 1859'da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg'a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı. Romanda bir zihnin derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz(İgrok) adlı yapıtları 1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza'yı 1858 yılında Semipalatinsk'te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya'dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail'e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında: “ ...Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır... ” diye yazdı. Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov'un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza'yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski'nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870, Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi. Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875'te Delikanlı (Podrostok), 1876'da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya)[ ve 1879'da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler'de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov'dan ilham aldı. Zosima ve Alyosha'nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı. 1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü. Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar'dan sonra yazdığı Öteki ve Ev Sahibesi ile olumsuz yorumlar aldı ve depresyona girdi. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı bildi. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı Öteki adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemişti. Ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken Dostoyevski, bu durumu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya "Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim" diye açıklamıştı. Ecinniler'de Stavrogin'i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştı. Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde; annesinde gördü. Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin besliyordu. Babasının ölümünü haber aldığında, "Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu" diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov'un tepkisinin benzerini gösterdi. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girdi. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep oldu. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski'nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkardı. Andre Gide, Ezilenler adlı romanın, aşağılanışın insanı cehennemlik ettiği, alçakgönüllüğünse kutsallaştırdığı fikriyle dolu olduğunu söylemişti. George Steiner ise Charles Dickensvari bir havanın olduğunu söylediği Ezilenler'de bulunan temanın Ebedî Koca'da, Ecinniler'de ve Karamozov Kardeşler'da da yer aldığını söyledi. Nicholas Berdyaev, Dostoyevski'nin bütün yaratıcı gücünü insana ve insanın kaderi temasına adadığını, bunun da onu ölümsüz kılmaya yettiğini belirtti. Devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra sekiz ay hapisanede kalan Dostoyevski, suç ve ceza kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı. İdam edilmek üzereyken affedildi. Cezası dört yıl kürek ve altı yıl adî hapse dönüştürüldü. Dört yılın sonunda er rütbesi ile kışlaya verildi ve 1859 yılında terhis edildi. Suç ve Ceza adlı eserini 1858 yılında oluşturmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını ve siyaseti harmanladı. Dostoyevski, bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. Yazar, John Stuart Mill'in ekonomik refah için bireysel bencilleşmeyi öneren kuramını Semyon Zaharoviç Marmeladov'un ağzından eleştirdi. Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı. Tanrı'dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı çoşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.