Nietzsche’nin bir sözü var: “Batan güneşi severim, çünkü o doğacaktır. Devrilen sütunu severim, çünkü o tekrar dikilecektir.” Biz en büyük batan güneştik. Evvela battığımız için daha evvel doğmak ihtimalimiz var.
Batan güneşten İslâmî düşünceyi mi kastediyorsunuz?
Hayır, Osmanlı dünyasını.
ÖNCE “L”, SONRA “İLL”
Başka bir ifadeyle, Efendimiz (sav), İsra / Kudüs Yolculuğu’nda, “Lâ” demiş, bütün beşerî ve dünyevî putları elinin tersiyle itmiş ve yeniden doğuş’un formülünü vermişti; Mirac Yolculuğu’nda ise, insanın nereye ve nasıl yönelebileceğine işaret etmiş, “İllâ” demiş yani “yalnızca O’na” yönelinebileceğini göstermiş, O’na yükselmiş ve yenilenerek doğruluş’un yüce formülünü ilan etmişti.
Önce “Lâ” / “Hayır!” diyerek bütün putları reddedeceksin ve ayartıcı mülk âlemi’ni terkedeceksin ki, yeniden doğuş gerçekleşsin... Melekût âlemi’ne açılan kapılar, sonuna kadar önüne serilsin!
Sonra, “İllâ” / “Yalnızca O’na!” yönelmek imkân dâhiline girsin, insan, zaman-mekân sınırlarını aşsın, İlâhî Kaynak’a ulaşsın, orada yunsun, yıkansın, arınsın ve yenilenerek doğrulsun, melekût âleminden devşirilen leziz ve diriltici meyveleri bütün insanlığa sunsun, insanlığa ve varlığa hakikat aşısı yapsın.
Yusuf Kaplan
"Gerçi Mesnevî-i Şerif gibi bir bahr-i bî pâyân içinde yüzgeçlik etmek benim gibi ilimde ve hâlde ve amelde kolu ve kanadı kırık bir âcizin işi değil idi fakat aşk bu aczimi gözümde örttü ve bu hususta beni cesur ve cür'etkâr yaptı. Zîrâ aşkın hâssalarından biri de korkağı ve âcizi casûr yapmaktır."
Ahmet Avni KONUK