Bir kere istasyonda Mustafa Kemal Paşa’yı, birkaç kere de İsmet Paşa’yı görmüş. “Biri nasıldı? Öbürü nasıldı? Bana anlat, bana anlat,” diyorum. “Aha şöyle, aha böyle,” diyor. Bir türlü işin içinden çıkamıyor. Mümkün olsa kendi muhayyilemi, kendi hassasiyetimi, kendi dilimi ona vereceğim. Tâ ki, vatanın karanlık göğsünde parlayan bu iki yıldız hakkında, bana onları canlandıracak bilgi versin diye.
Rüzgâr Gibi Geçti’yi okurken bir roman okuduğumu değil, uzun bir hayatı karakterlerle beraber yaşadığımı hissettim. Roman, etkisini olaylardan çok duygular üzerinden kuruyor; insanı sessizce ama derinden yakalıyor. Kaybetmenin, geç kalmanın ve yanlış sevilmenin ağırlığı sayfalar boyunca insanın kalbine oturuyor.
Amerikan İç Savaşı başladığında karakterlerin hayatı ikiye bölünür: savaş öncesi masumiyet ve savaş sonrası mecburiyet. En acı olan ise savaşın bitmesiyle acıların bitmemesidir; çünkü asıl yıkım, hayatta kalanların omuzlarında taşınır.
Scarlett beni en çok etkileyen karakter oldu. Onu sevmek kolay değil ama anlamamak da mümkün değil. Bencilliği, inadı, hatalarıyla birlikte hayatta kalma mücadelesi çok gerçek. Özellikle savaş sonrası yaşadığı yoksulluk ve çaresizlik, insanın şartlar değiştiğinde nasıl dönüşebileceğini çarpıcı biçimde gösteriyor. Scarlett güçlü çünkü doğru olanı değil, gerekli olanı yapıyor.
Peki ya Melanie Hamilton, romanın en sessiz ama en güçlü vicdanıdır. Savaşın ve yoksulluğun ortasında bile nezaketini, merhametini ve inancını kaybetmez. Scarlett’in sertliğinin karşısında zayıflık gibi görünen bu duruş, aslında ayakta kalmanın başka bir yoludur. Melanie, bağırmadan direnen, kimseye zarar vermeden var olabilen bir gücü temsil eder. Roman boyunca fark edilmez gibi durur ama bittiğinde okurun kalbinde en derin izi bırakan karakterlerden biri olur.
Mitchell, bu iki kadın üzerinden, ayakta kalmanın tek bir biçimi olmadığını; ama bedelinin herkes için ağır olduğunu hissettirir.
Ashley Wilkes, Rüzgâr Gibi Geçti’nin en trajik karakterlerinden biridir; çünkü o, değişen dünyaya uyum sağlayamayanların temsilidir. Savaş öncesi değerleriyle yaşamaya çalışır ama savaş sonrası dünyada bu değerlerin karşılığı kalmamıştır. Benim için tam bir
“Tanrının toprağı üstünde hiçbir işe yaramaz şimdi,
Göçüp gitmiş bir milletin gururu olarak,
Onu sakla sevgili dostum ve göster.
Onu dinleyeceklere göster,
Vatanseverlerin rüyasından doğan özgürlüğü,
Düşen, fırtınalara aşık bir milleti anlatan masalı.”