Karanlık ruhu söndürür; siz ise tutuşturursunuz. Bir defa söndürdüyse, siz tekrar tutuşturursunuz. Sonra üçüncü, beşinci, yedinci, yüzüncü, bininci defa…
Tutuşturmaktan yorulmayın. Kendiniz yanın ve başkalarını da tutuşturun; ta ki etrafınız aydınlanıncaya dek.
Kendiniz yanın ve başkalarını da tutuşturun. Nerede yapıyor olursanız olun bu inşa faaliyetini; ister köyde, ister şehirde, ister parlamentoda, ister orduda, ister kilisede, ister Millî Eğitim Bakanlığında, isterse de başka bir yerde… Her zaman ve her yerde yanın.Yalnızca bir anlığına alevlenmekle yetinmeyin; günlerce, haftalarca, aylarca yanın. Yanın ve tutuşturun.
“Burası kalbinin en değerli yeridir. Burada siyah bir nokta vardır. Canın canı, sevenin cananı buradadır. O nokta, yoğun bir damla kandan ibarettir. Adına ‘süveyda’ yahut ‘sevda’ derler. Siyaha çalan rengi yüzündendir bu isim. Çünkü sevda, kara talih içinde, o kara kan damlasında büyür.
Bütün tecelli denizleri, bütün aşk fırtınaları, işte o bir damla kanda dalgalanıp çırpınır. Aşırı sevgi bu damlayı tahrip edip
dağıtırsa, parçaları bütün vücuda dağılır. Aşk, işte bu dağılmanın adıdır ve o dağılırsa aşık artık ne yaptığını bilmez olur.”