"Ateşin ışığında Akhilleus'un gözleri parlaktı, titreşen gölgelerle çehresi keskin çizgilere bürünüyordu. Bu yüzü karanlıkta da, kılık değiştirmişken de tanırdım dedim kendi kendime. Deliliğin pençesindeyken bile tanırdım."
Gökyüzü öyle yıldızlı, öyle berraktı ki, onu gören kendine sormadan edemezdi: Nasıl oluyor da böyle bir göğün altında türlü türlü suratsız, kaprisli insan yaşayabiliyor?