"Politika denilen șey, tuvalete gitmek için sofradan kalkıyor gibi yapıp kayıplara karışmak, aynı soba başında dostlar gibi ısınırken karşındakini köşeye sıkıştıracak konular açmak, öfkelenmişken gülücükler saçmak, zerre kadar sinirlenmemişken öfkeli davranmak, tek kelime konuşmadan saatlerce oturup kimono kolundaki tozları silkmek, kısacası geyşalar gibi davranmaktı."
İlk defa bir romanın sonunu okumak istemedim, sona gelmeyi geciktirdim, o sonu görmek, okumak istemedim. Nasıl bitebileceğini biliyordum çünkü, yazar sayfalar öncesinde hissettirdi. Ama yine de okudum tabi. Böyle başlamak istedim kitap hakkında yazacaklarıma. Bu bir roman analizi değileserin hissettirdiklerinin gayet amatör şekilde kaleme alınışıdır.
Elsa Morante (1912 - 1985) İtalya
İkinci Dünya Savaşı'nın gençler, küçük çocuklar ve yetişkinler üzerindeki yıkıcı etkisini Elsa Morante'nin bakış açısından okuyoruz bu kitapta. Dünya edebiyatının en çok irdelenen konularının başında gelen savaş, ideolojik savaşlar, soykırım, savaş nedeniyle göç bir çok yazar tarafından nice kitapta dile getirilmiş ve getirilmekte onlarca yıldır.
"Ve Tarih Devam Ediyor". Morenta'nın kitaba verdiği bu isim "bizlerin zaman zaman kullandığımız "tarih tekerrürden ibarettir" söyleminin başka şekilde ifade edilişi.
Eser İkinci Dünya Savaşı'ndan önce İtalya'nın San Lorenza kentinde sıradan hayatlarına devam eden Yahudi kökeni de olan bir ailenin hayatta bir başına kalan kızları İda'nın başına gelenleri anlatarak başlasa da, ilerleyen sayfalarda 1941-1947 savaş yılları arasında Ida'nın büyük oğlu Nino ile 1941 yılında doğan minik oğlu Useppe'nin yaşam mücadelesine dönüyor.
Kitabın kahramanları bir bir sahneden geçip gitse de kısa adıyla İda ve Useppe (aslında Guiseppe ama kendisi kelimelerin baş harflerini söyleyemediği için, kendi telaffuz ettiği gibi kitap boyunca onu Useppe diye anıyoruz) hep bizimle birlikte.
Her bir seneyi ayrı bir bölüm olarak ele alan eserde bölüm sonlarında Dünya Savaşı'nın ülkeler bazında ilerleyişi de bir tarih romanı ciddiyetinde okura sunuluyor.
Yoksulluk, yalnızlık ve Yahudi olmanın verdiği endişeyle yaşam mücadelesi veren İda aynı zamanda bir öğretmendir.
"Kısacası, söylemek istediğim şu ki, ancak tertemiz bir insan bu para düşkünlerini kovabilir ve onlara diyebilir ki: Dünya, evrensel bilincin tapınağıydı, siz onu bir hırsız yatağına dönüştürdünüz!"