"Heykel gibi görünen karlar üstlerinde biriktikleri ağır dalları etek gibi yere kadar sarkıtmış. Köknarların diklemesine duran mor kozalakları açılarak tohum bırakmış. Ama ladinlerin tepesinde, düşmeyi unutmuş beyaz başlıklı yumurtalara benzeyen öbek öbek kozalaklar var. Karsız kaya tabakalarında ardıçlar büyümüș. Ladin büyükleri onu yargılar gibi tepesinde dikiliyor."
"Kitaplar ıssız adalardaki ispinozlar kadar akışkan, birbirlerinden apayrı ışıklar saçıyorlar. Ama özde paylaştıkları öyle belirgin bir șey var ki insan hepsinin aynı șeyi anlattığını düșünebilir. Herkes öfke ve korkunun, șiddet ve tutkunun, hiddetle iç içe geçmiş bir --karakteri- affedebilme becerisinin, sonuçta en mühim șey olduğunu hissediyor."
Nostalji...Bittikten sonra çok uzun zaman düşündüm. Ben ne okudum diye. Bir yazarın okurunu bu derece zorlamasının anlamı ne ola ki dedim. Okuyup ilerleyeceğime, ya google'dan terim aradım ya da geri dönüp tekrar okudum aynı satırları. Nice kitaplar okuyup nice yazarların dünyasına girdim çıktım ama bu kitap, yok bana göre değilmiş diye diye son sayfaya kadar geldim. Eserde birçok yazara göndermeler de var, Woolf, Proust, Borges, Salinger gibi, onlardan nerede nasıl etkilenmiş bilemedim. [Birazdan Proust'a tekrar değineceğim]
Hikayeler diktatör Nikolay Çavuşesku döneminde geçiyor. Bence bu bile kitabın kimi bölümlerindeki karamsarlık için yeterli. (Çavusesku'nun eşiyle birlikte kurşuna diziliş görüntüleri, benim gibi yaşı tutan birçoğumuzun halâ hafızlarındadır eminim.)
Aslında Rulet Oyuncusu ve Mendebilus başlıklı bölümler en keyifle okuduklarım oldu. Ve hatta Mendebilus'un bir sözünü alıntılamıştım deftere :
"Dört tür insan vardır: Doğmuş olanlar, yașayanlar, ölenler ve ne doğmuş, ne yaşayan ne de ölmüş olanlar. Bunlar yıldızlardır." syf.56
Başlarda böyle felsefi söylemler beni umutlandırdı ve o nedenle keyifle okumaya devam ettim. Bir de Mendebilus'un yedi maddede topladığı kuramları vardı arkadaşlarına anlattığı ve onları çok etkilediği. Bence kitabın birkaç ana söylemi de bu maddelerde saklıydı. Hatırlatmak adına buraya birer cümle alıyorum :
1.Kafatasımın kapağının altında, kafamın içinde benimle karıştırılacak derecede bana benzeyen küçük bir adam var: O ne yaparsa ben de onu yapıyorum. Çünkü o benim kukla oynatıcım.
2. Yeryüzü düşünce ve irade yeteneği olan bir hayvandır. Ancak, onun irade gücü, bizim ona eklemlediğimiz irade gücümüzden çok daha büyüktür.
3. Kadınlar hicbir zaman erkeklerle birleşmezler.
4. İnsanlar yalnızca tek bir tür değildir. (Bu