Bir kitabı okumam için bana heyecan veren bir şeyler olmasını isterim.Bu kitabı okumak için bana heyecan veren şey;yazarın ortaya çıkartmış olduğu bu felsefi görüşün arkasındaki etkenlerin çok daha anlamlı ve derin olmasıyla beraber kitapta geçen hikayenin gerçek hayattan olmasıdır.Böylelikle yazar edebi yönüyle felsefi bilginliğini harmanlayarak beni bu kitabın içerisine çekmeyi başarmıştır.İlgimi çeken diğer bir kısım ise eserin 9 günde yazılmış oluşu ve ilk başta isimsiz yazılmış olmasıdır.Çünkü eser edebi kaygılar içermeden yazılmıştır ve bu durum yazarımızın yaşadığı bu tarihi olayı yazma sorumluluğu hissederek yazmış oluşunu bize gösterir.Fakat yazarımız yine de başarıyı amaçlamadan başarılı olabilmiştir.Hatta kendisi de önsözünde şöyle söyler “Başarıyı amaçlamayın bunu ne kadar amaç haline getirip bir hedefe dönüştürürseniz kaçırma olasılığınız da o kadar artar.Çünkü mutluluk gibi başarının da peşinden koşulmaz.”Bu cümlesi başarıyı hırsa çeviren ve hayatını mahveden kişilerin tam da üzerine alınması gereken bir cümle olmuştur.
Kitabımıza genel olarak bakacak olursak eğer kısmen otobiyografik bir eserdir diyebiliriz.Kitap 3 bölümden oluşuyor.Birinci bölümde nazi kampında kaldığı yılları kaleme alıyor diğer bölümlerde ise yazarın ismine “logoterapi”adını verdiği iyileşme metodunu ele alıyor ve bunları nazi kampında yaşadığı örneklerle ilişkilendirerek anlatıyor.Birinci bölüm düzensiz ve olaylar derine girilmeden aktarılmıştır cümleler basit ama bir o kadar da etkileyicidir.Zaman zaman kendimi orada hayal etsem de edemedim o kadar kötüsü sadece hikayelerde olurmuş gibi geldi.Birinci bölümü okuyup bitince düşündüğüm ilk cümle,çektiğin acılardan bir anlam kazanabilmek ve hayatına yön verecek şekilde değerlendirebilmek amacıyla bizlere aktarılmıştır diye
Kitabı okurken adeta çimenliklerle dolu bir arazinin ortasında,ağacın gölgesinde oturmuş kuş cıvıltıları eşliğinde okuyormuş gibiydim.Mustafa kutlunun bu eserinin bende bıraktığı etki “Samimiyet”Sadece dine dair kavramları ele almış gibi gözükse de aslında ele almış olduğu başlıklar hayatın içerisinden özenle seçilmiş maneviyatı yüksek başlıklardır.Hayatın içerisindeki anları bazı özel yaşanmışlıkları tecrübeleri çelişkileri okuyucuya aktararak okuyucuda bir gönül duygusu bırakıyor.Okurken zaman zaman içimizi ilhamla dolduran bir eser.İnsanın gülümseyerek düşünmesine vesile oluyor.İnsani bir içsel hesaplaşmaya götürüyor fakat bunu tatlı tatlı yapıyor.Kesinlikle dinginleştirici bir eser.Herkeste farklı içsel yüzleşmeleri ortaya çıkartacağını düşünmekteyim.Farklı bakış açılarına ve farklı hislere ortaklık edebilen böylesi bir kitabı okurken çok keyif aldım.Yakın arkadaşımın hediyesiydi.Hediye olarak da tavsiye edebileceğim bir eser.Benim en sevdiğim bölüm ise “Sabır”bölümü oldu.