bu kitabı neden okudum hiçbir fikrim yok. biraz kafamı dağıtmak istedim ve bolca eğlendim. kitabın hiçbir edebi kaygısı yok. bunu bilerek okumakta ve salt eğlenceye uymakta fayda var
uzun zaman önce buradan koparılmış ve buraya tekrar dönmek zorunda kalan üç kardeşin hikayesi. her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğu, hiçbir şeyin tek başına var olmadığı ve birbirinden bağımsız açıklanamayacağı bir zincir diyerek başlıyor yazar hikayesini anlatmaya. tıpkı bir zincir gibi olayları birbirine bağlıyor ve bunu o kadar ustalıkla yapıyor ki geçmiş ve günümüz zamanları arasında gidip gelirken hiç kopmuyorsunuz anlatılmak istenenden. geçmiş zaman bölümleri kronolojik olarak ilerlerken, şimdiki zaman bölümleri tersine işliyor ve üç kardeşin birbirinden koptukları nokta yolculuğu dengeliyor. Annelerinin ‘öldüğümde’ isimli mektubuyla üç kardeş yeniden birleşiyor. Bu birleşme bir ailenin büyüme sancılarını da beraberinde getiriyor. Büyümenin bireysel olmadığını ve kocaman insanların içinde taşıdıkları o yüklerin çocuklukları olduğunu yazar harika bir şekilde işlemiş. Ortak anılarımız olmadan birleşebildiğimiz bu duygular, çocukluktan kalma hislerimizin birbirini hatırlatıcı özelliği beni şaşkına çevirdi. Tüm bu hikayede bir sırrın peşinden ilerlediğimizi bilirken dahi sonunda şok olmadan kendimi alamadım. Bitirdikten sonra yeniden birinci bölümü okudum ve sindirmek için kendime zaman tanıdım. Aile, insanın içsel dünyasını nasıl da farkında olmadan büyütüyor böyle.
Hayatta KalanlarAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20252,141 okunma
kitabı ikinci kez okuduğumda artık hakkında bir şeyler demeliyim diye düşündüm. içerisinde altını çizdiğim, hah işte ben de böyle düşünüyorum dediğim çok fazla kısım vardı. o kısımlar hatırına eminim daha sonraları birkaç kez daha okuyacağımdır. üç bölümden oluşan kitap, salih'in müdavimi olduğu nefaset lokantası ile başlıyor. benim okumaktan en keyif aldığım yer burası. nefaset lokantası bir sandalyede oturup insanları gözlemlemek istediğim o yer. ikinci kısım ansızın başlayarak, yalnızlık prangalarından kurtulmaya çalışan salih'in umutvari aşkını ve nihan'ı anlatıyor. bu kısımda da altını çok çizdiğim ve içime işleyen çok kısım olsa da biraz usanıp sıkıldığım ve hadi ama artık dediğim anlatımları barındırıyor. son bölüm ise bana bu kitapta karakterlerden ziyade içsel düşünceleri içeren kısımları herhalde daha çok sevdim derttirdi. metin hariç. metin tüm kitap boyunca en sevdiğim ve en orijinal bulduğum karakter oldu.
sosyolojik analizlerin bol bol olduğu, aman be zaten durumlar karışık bir de burada mı okuyacağız derken nasıl da hak vere vere okuduğum satırların içinde salih'in bir noktada yaşadığı varoluşsal sancılara ortak olurken buldum kendimi. salih'i pek sevmedim ama onu anladım. kalmanın da gitmenin de ne denli zor olabileceğini bana anlattı, ben de anladım.
Nefaset LokantasıTuğba Doğan · Yapı Kredi Yayınları · 20192,331 okunma
gölgeye övgü
‘biz doğulular, ücra yerlerde gölgeler oluşturur, oralarda güzelliği yaratırız.’
bir izban yolculuğumda başlayıp bitirdiğim, elimden bir an olsun bırakmak istemediğim kitap, bir gölgenin nasıl da koskoca bir kültürün mihenk taşı olabildiğini anlatıyor. tüm japonya kültürünün, evlerinin köşelerinden tutun kadınların dişlerini bir gölge misali siyaha boyamasına kadar detaylıca oluşumunu daha doğrusu ilmek ilmek şekillenişi ve bununla beraber batı ile kıyaslamaları okuyoruz. genel olarak mimari üzerinden ilerleyen kitap da benim gibi asya/doğu kültürünü, sanatlarının inceliklerini, mimarilerindeki o kuytuları dahi nasıl da manalı şekilde doldurmaya özen gösterdiklerine ilgi duyuyor ve bu hassasiyetleri öğrenmekten keyif alacağınızı düşünüyorsanız mutlaka okuyun derim. 2022 için favori kitaplarımdan birisi oldu. öğrendiğim bilgiler birinci ağızdan, kıyaslamalarla dolu ve bu kadar keyifliyken defalarca okurum ben bunu dedim. ayrıca asya edebiyatlarına başlamak için de harika bi kitap olduğunu düşünüyorum. gölgelerin dahi manalı olduğu bu ülkede, gölgelerin nelere eşlik ettiğini, derin anlamlarında göremediğimiz neler olduğunu evet biraz ‘övgü’ ile ve yalın bir dille sunmuş tanizaki.
iyi ki okudum.
liz çocukluğundan beri romantik komedi filmlerine takıntılı birisidir ve o bayıldığı filmlerdeki gibi bir aşk yaşamak ister. bu yüzden çocukluk aşkı michael'ı elde etmeye çalışırken yan komşusu ve ezeli düşmanı wes'den yardım ister. ikilinin kurduğu planlar ve o planlarla çakışan romantik komedi filmleri ile okuması çok eğlenceli bir serüven. liz'in kendine has kişiliği ve wes ile çocukluktan gelen atışmaları çok tatlıydı. her bölüm öncesi farklı romantik komedi filmlerinden alıntılar olması kitap boyunca filmler, müzikler ve karakterleri yansıtan detaylar benim en sevdiğim kısımlar oldu. zaten kendim de romantik komedi filmleri izlemeyi, kitaplar okumayı çok severken liz gibi bi karakterle karşılaşmak beni çok güldürdü. lisede okusaydım en sevdiğim kitaplardan birisi olabilirdi. edebi ve yazım dili açısından pek bir beklentide olmamak gerekiyor çünkü oldukça basit bir şekilde, sadece eğlenmek için yazıldığı çok belli. okuduğum en kaliteli ya da en iyi romantik komedi de değil ama ikili arasındaki enerjiyi, ortamlarını ve dünyalarını çok sevdim. biraz daha yavaş ve uzun tempolu olabilirdi. bana yetmedi eheheh. bu türü sevmeye hazır birisi olarak benim istediğim o hoş dakikaları bana vermiş oldu.
sadece eğlenmek ve tatluş anlara bayılmak için :)