A.

A.
@seessizcee
Herkes aynı hikâyenin içinde dolaşıyor gibi. Dikkatimi başka sayfalarda gezen okurlar çekiyor.
10/10
·248 syf.··
2026 16. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2026 08:41
Sınıflarından melodiler yükselen idealist bir sınıf öğretmeninin kaleminden çıkan bu kitabı tam da zorlu bir dönemde okudum ve bunun için çok mutluyum. Eğer bu kitabı okumasaydım yaşanan olumsuzluklara çok daha karamsar bir gözle bakıyor olabilirdim. Bazen doğru kitap doğru zamanda tam da ihtiyacın olan şeyi söylüyor. Bu kitap benim için tam olarak buydu. Herkesin ağlarsın dediği kitaplara bile ağlamayan biri olarak itiraf etmeliyim ki bu kitabı okurken bazen yüzümde tebessüm belirdi bazen gözlerim doldu bazen de boğazımda bir yumru oturdu. Hepsini aynı anda yaşadığım bir kitaptı. Bir kitabın insanı bu kadar içine çekebilmesi sadece yazarın her satırı yürekten yazmasıyla mümkün olabilir. Sezer Hocam kitapta tecrübelerinden bahsederken hiçbirini bir övünç olarak değil sorumluluk ve sevgiyle anlatıyor. Bu alçakgönüllülük kitabın en güzel yanlarından biriydi. Çevremden zaman zaman kıdemli öğretmenlerden biraz daha sert olun, bunlar artık çocuk değil düşüncesini duyuyordum. Arada aklıma takıldığı anlar da olmuştu. Bu kitap o düşüncelerin tam karşısına geçti ve yüreğime ılık bir su serpti. Korkuyla hatırlanan bir öğretmen olmak istemiyorum. Öğrettiklerimi öğrenciler her türlü öğrenir ama yüreklerinde bıraktığım minik bir sevgi tohumu asla unutulmaz. Her öğrencinin biricik olduğunu, onlara ulaşmanın tek yolunun gönül bağı kurmak olduğunu bu kitap bir kez daha hatırlattı bana. Bahanelere değil, sabra ve emeğe odaklanmanın gücünü her sayfada hissettim. Öğretmenlik bu dönemde gerçekten zorlaştı ama iyi niyetle yapılan her şeyin karşılığını kat kat geri verdiğine inanıyorum. Bu yalnızca öğretmenlik için değil sevgiyle yapılan her meslek için geçerli. Umarım daima Başöğretmenimin izinde yürürüm. Kitapta yer yer Atatürk'ün sözlerine yer verilmesi de çok yerindeydi ve benim
Tebeşir TozuSezer Ortadağ · Nemesis Kitap · 2021465 okunma
Reklam
6/10
·824 syf.··
2026 14. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2026 09:44
Jude karakteri, geçmişte yaşadığı ağır travmaların etkisinden hiçbir zaman kurtulamayan bir figür. Okur olarak empati kurmaya çalışsam da bazı noktalarda bu kadar da olmaz dedirtti. Yazar, travmanın kalıcılığını göstermek isterken acıyı katman katman artırarak ilerliyor. Bu durum romanı bir yandan güçlü kılarken diğer yandan yer yer yorucu ve tekrara düşen bir hale getiriyor. Açıkçası beni depresifleştirdi okuduğum süre boyunca. Romanın en güçlü yanlarından biri dört arkadaş arasındaki bağ. Hikâyenin yoğun kasveti içinde adeta nefes aldıran tek alan burası. Özellikle Jude’un çevresiyle kurduğu ilişkiler, onun iç dünyasındaki kırılganlıkla çarpıcı bir tezat oluşturuyor. Tüm o inatçılığına ve ketumluğuna rağmen insan ister istemez yine de bir şeyleri başardı demekten kendini alamıyor. Ancak karakterin sürekli kendini değersiz görmesi ve bu düşünce döngüsünden neredeyse hiç çıkamaması bir noktadan sonra okurla arasına mesafe koyuyor. Empati kurmaya çalışırken yoruluyorsun ve empati kurmakta zor zaten... Kitapta işlenen temalar oldukça sert. Şiddet, istismar ve kimlik arayışı gibi konular doğrudan ve sansürsüz bir şekilde ele alınıyor. Bu açıdan roman duygusal olarak etkileyici olsa da herkes için kolay okunabilir değil. Eşcinsellik teması da karakterlerin duygusal dünyasının bir parçası olarak verilse de bazı okuyucular için anlayışla okuyacağı bir durum olmayacaktır. Yapısal olarak bakıldığında, geçmiş ve şimdi arasında kurulan geçişler başarılı. Ancak özellikle son bölümlerde romanın uzaması ve olayların tekrar hissi vermesi romanın temposunu düşürüyor. Sonuç olarak bu kitap herkese hitap etmez. Açıkçası ben kitabı bitirdiğimde 800 sayfa boyunca ne okudum diye düşündüm. Özellikle son 300 sayfada buraya kadar geldim, artık bitirmeliyim hissiyle okuduğum anlar oldu.
Değersiz Bir HayatHanya Yanagihara · Doğan Kitap · 20245,6bin okunma
10/10
·592 syf.··
2025 29. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2025 00:00
Piraye – Can Borcu Bu kitap sadece Lara’nın hikâyesi değil; aslında hepimizin hikâyesi. Toplumun “başarılı ol, öne geç, daha iyisini yap” baskısı yüzünden nefessiz kalmış herkes kendinden bir parça bulabilir. Lara, hayatını bir yarış pistine çevirmiş bir kadın. Başarı, rekabet, kontrol... Ama bütün bunların ardında, sevilmek isteyen ve “kendisi olmanın yeterli olduğuna” hiç inandırılmamış küçük bir çocuk var. Can Borcu, işte bu çocuğu bulmak için çıktığı yolculuğun romanı. Kitapta Human Design (İnsan Tasarımı) kavramına da yer veriliyor. Benim için farklı, derin ama bir o kadar da düşündürücü bir analiz oldu. Okurken şunu düşündüm: Hepimizin hayatında Cemo gibi biri olmalı. Çünkü Lara’yı zihnindeki acılardan ve engellerden kurtaran, aslında Cemo ve çevresi oldu. Kitap boyunca güçlü bir “kendin ol” vurgusu var. Roman formunda başlayıp yavaş yavaş kişisel gelişime akan bir yapısı var. Sayfalar ilerledikçe kendi yaralarınla ister istemez yüzleşiyorsun. Beni etkileyen pek çok konu var: Tövbelemek (sadece pişmanlık değil, yeniden yön bulmak, kalbi temizlemek), nefes genişliği, dikey ve yatay yükselme, Allah’a yakınlaşma arzusu (ceza ve dayatma üzerinden değil, sevgiyle), “Aşk olsun” diyebilmek (kırılmak yerine sevgiyi seçmek, tepki göstermek yerine bekleyip sevgiyle ifade etmek.), anda kalma teknikleri (“5 kokla, 5 gör, 5 duy” ile zihinde kaybolmak yerine anın güzelliklerini fark etmek.) Kitap bana şunu hissettirdi: Bazen mantık diye kabul ettiklerimiz aslında bize öğretilmiş kalıplar olabiliyor. Oysa huzursuzluk hissediyorsak kalbimizi dinlememiz gerek. Can Borcu bunu tekrar tekrar hatırlattı. Okurken hem huzur buldum hem de kendi yanlışlarımı fark ettim. Her şey mantığıma yüzde yüz oturdu mu? Hayır. Ama yine de öğrendiğim, hayatıma katacak çok şey oldu. Yol
Can BorcuPiraye · Mona Kitap · 20241,008 okunma
5/10
·144 syf.··
2025 27. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 31 Temmuz 2025 00:00
İtiraf etmeliyim, bu kitabı ince diye bazı ağır kitapların arasına çıtır çerez niyetine aldım. Popüler kültürün etkisi de vardır büyük ihtimal. Kitaba başladığımda bazı cümleleri birkaç kez okudum ve yaptıklarımla yüzleşmemi sağladı, düşündürdü. Tanıdık geldi. O ilk bölümlerde yazarın kendiyle olan çelişkilerini okuyunca “evet, ben de böyle hissediyorum” dediğim yerler oldu. Ama sonra kitap bir yerden sonra kendi içinde dolanmaya başladı. Aynı konular tekrar tekrar işlendi. Düşünceler hep aynı noktaya geri döndü. Bu döngü hali bir süre sonra yorucu gelmeye başladı. Gerçek bir terapi hissinden çok yer yer senaryo havası vardı. Kitabın amacı belki de yazarın kendi iç yolculuğunu paylaşmaktı ama ben okur olarak o yolculuğa eşlik ederken bir noktadan sonra durup beklemeye başladım. Ne ilerliyor ne de değişiyor gibiydi. Sonlara doğru baştaki cümlelerin sadece başka kelimelerle yeniden söylendiğini düşündüm. Kitaplar konusunda çok net çizgileri olmayan ve her kitabın insanlara bir farkındalık katabileceğini düşünen biri olarak, kimi zaman bir satır bile yeterli olabilir diyebilirim bu kitap için ama beklentiniz de çok yüksek olmasın.
Ölmek İstiyorum ama Tteokbokki de Yemek İstiyorumBaek Se-hee · Nova Kitap · 20248,5bin okunma
9/10
·629 syf.··
2025 28. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 31 Temmuz 2025 18:28
Bu kitapta hikâye biraz daha Çiçeklidere köyüne ve köy halkının başına gelenlere odaklanıyor. Yani doğrudan İnce Memed’in değil, bu kez daha çok ağaların, köylülerin, jandarmaların sahnede olduğu bir roman okuyoruz. Mahmut Ağa'nın sonu bu kitabın en çarpıcı yanı belki de… Yine bir adalet hikâyesi, ama bu kez adaletsizliğin daha derin katmanlarına giriyoruz. İnce Memed’in bölümleri azdı, evet… Hatta ortalarda tamamen kayboluyor. Ama beklemediğimiz bir yerde yine o bildiğimiz kendi yasasını kendi yazan adam olarak çıkıyor. Devletin işletemediği adaleti, halkın yüreğinde kanayan yarayı yine o sarıyor. Kitapta en sevdiğim yer, Hürü Ana’nın konuşmalarıydı. İnce Memed’e söylenmesi, kızıp sonra yine kıyamayışı, İnce Memed'e olan inancı… Çok tatlı bir bölümdü. Kahkaha atarak okudum. Ama yine de… İlk iki kitabın tadını pek alamadım. Belki de bu benimle ilgili. Belki de anlatının odağının biraz dağılmasından, İnce Memed’in merkezde olmamasından… Bilemiyorum. Ama ne olursa olsun Yaşar Kemal’in kalemi öyle güçlü öyle canlı ki her sayfada Anadolu’nun çığlığını duyuyorsun. Yine o bildik düzen: Jandarmalarla ağaların el ele verip köylüye zulmettiği, halkın iki arada bir derede sıkıştığı bir Çukurova manzarası… Okurken insanın içi öfkeyle doluyor. Bir roman gibi değil tarih gibi okudum çoğu yeri. Sonuç? Her şeye rağmen çok güzel bir kitaptı. Çünkü anlatan Yaşar Kemal. Ve henüz yeni tanımama rağmen... İnce Memed 4’e başlamadan önce biraz soluklanmam şart gibi. Gerçek hayatta zaten yeterince adaletsizlikle karşılaşıyorken, üç kitap boyunca bu kadar derinden ve tekrar tekrar anlatılan adaletsizlikle yüzleşmek beni biraz yordu. Biraz başka kitaplarda nefes alıp öyle devam etmeyi düşünüyorum.
İnce Memed 3Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202326,2bin okunma
Reklam