10/10
·357 syf.··
Beğendi
·
2020 78. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2020 16:49
Kudüs, Halife Ömer zamanında 638 yılında İslam devleti tarafından alınmıştır. 7. ve 8. yüzyıllarda Indüs'ten Pireneler'e uzanan görkemli bir imparatorluk kuran Araplar, en parlak zamanlarını 809 yılında ölen Halife Harun Reşid zamanında yaşamışlardir. 10. yüzyıllarda uygarlıklar gelişmeye devam etse de siyasal olarak İranlılara ve Türklere karşı güç kaybetmişler; 1055'te ise Selçuklu Türkleri Bağdat'a hakim olmuşlar, 1071'de ise Bizans'i mağlup etmişler ve ardından da Doğuya hakim olmuşlardır. Sene 1096 olduğunda ise Frenkler Anadolu Selçuklu Hükümdarı Kılıçarslan tarafından mağlup olurlar ancak ertesi yıl gelen büyük Frenk ordusu önce İznik'i alır ardından da Dorlion'da Kılıçarslan'i ağır bir mağlubiyete uğratir. Haçlı ordusu daha sonra önünde birkaç noktada mukavemetle karşılaşsa da Müslüman beylerin iç kavgaları, ihtiraslarinin da yardımıyla ilerlemesine devam ederek 1099'da Kudüs'ü ele geçirirler. Şehri yağmalayip, halkı katlederler. Özellikle beni en çok şaşırtan olay, Maara denilen yerde Frenklerin yamyamlık yapmalarıdır; Müslüman cesetlerini yemeleri. Üstelik bu olaylar kendi kaynaklarından aktarılmıştır. 1104'teki Harran zaferi ile Müslümanlar, Frenk ilerlemesininin doğuya doğru genişlemesine engel olmuşlardır. Selçuklular'da hanedan üyeleri çoğu zaman kukla olarak kullanılmış ve onları kullanarak nüfuz elde eden atabeyler/emirler olmuştur. Bu emirler arasında da çıkar çatışmaları hiç bitmez. Kitabı okurken sıklıkla görüyoruz ki, emirler arasındaki çıkar ve iktidar kavgaları Frenklerin ekmeğine yağ sürmüştür. Öyle ki, 1108 Tel Başir'deki savaşta iki Müslüman- Frenk koalisyonu karşı karşıya gelmiştir. Bu sırada halife ise uzun zamandır oturduğu koltuğun siyasetten uzaklaştırılması nedeniyle zevkü sefa ve kültürel etkinliklerle zamanını gecirmektedir. Bundan
Tarih
Arapların Gözüyle Haçlı SeferleriAmin Maalouf · Telos Yayınları · 19982,421 okunma
Puslu Sözlük
9/10
·238 syf.··
Beğendi
·
2016 5. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2016 00:00
İhsan Oktay Onar'ın bu muhteşem kitabında tek eksik olan bir sözlük. Bu kitap kelime dağarcığınızı geliştiriyor... İhsan bey'in bu kadar kelimeyi nasıl öğrendiğini merak ediyorum doğrusu. Bir elimde kitap, Bir elimde tablet. Tableti sözlük olarak kullanıyorum. Şu an itibari ile 10 sayfalık bir sözlüğüm oldu. Bu sebeple bu kitabı bitirmek öyle sandığınız kadar kolay değil. İnternet'te bir kaç kaynakta yer alan sözlüğe yeni kelimeler ekliyorum. Sözlüğü biraz geliştirip resimli hale getirdim ve arka sayfa olarak kullanmaya başladım. İsteyen olursa sözlüğü paylaşabilirim. Puslu Kıtalar Atlası daha uzun yıllar üzerinde konuşulabilecek, değerli bir kitap. Yaşasaydı padişahlar, çatır çatır Osmanlıca konuşurdum diye geçirdim içimden. Çeşitli sitelerden yararlanarak oluşturduğum, yaklaşık 640 kelimeden oluşan, Puslu Kıtalar Atlası sözlüğü: • Abanoz: 1. Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı 2. Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası 3. Koyu, parlak siyah • Adülkahır: Ödül Kahır olarak da bilinen bu bitki,ülkemizde yetişmez,daha ziyade tropikal iklimlerde,Kuzey Amerika ve Güney Asya bölgelerinde dağlık ve kayalık arazilerde kendiliğinden yetişen bir ağaçtır.Çiçekleri pembe renkte papatya ya benzer.Çok yıllık bir ağaç olup,sürgünleri damarlı ve kahverengi renktedir. • Abıru: 1.Yüz suyu. 2.Irz, namus, şeref, haysiyet. • Acem: Araplar'ın kendileri haricindeki yabancılar için kullandığı bu sözcük, Osmanlılar tarafından ise genellikle İranlıları nitelemek için kullanılmıştır. Bu sebepten dolayı Türkçe'ye de İranlı anlamında kullanılan bir sözcük olarak geçmiştir. • Acuze: Huysuz, yaşlı kadın • Agâh: 1.Bilen, bilgili 2.Haberli • Aglaya: (kişi) Ebrehe’nin Bünyamin için aldığı Rus cariyedir. • Ah minel aşk ve minel garip:
Edebiyat
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,8bin okunma