"Doğmakta olan yeni Türk devletinin esas niteliği bu sırada henüz oldukça belirsizdi. Osmanlı saltanatı hemen hemen bir yıl önce kaldırılmıştı. Ülke, sadece meclis başkanını değil bakanları,
"1930'larda İslam'ı ulusallaştırmak ve modernleştirmek için hükümetin teşvik ettiği girişimler olmuş, ama bu "Türk reform" seçkinlerin küçük bir bölümünün ilgisiyle sınırlı kalmıştı. Bu reformun en açık tezahürü, Arapça ezanın yerini, 1932'de devlet konservatuvarı tarafından bestelenen Türkçe ezanın almış olmasıydı."
"Ve, Dünya’nın böyle amaçlara, böyle ülkülere açık olduğu, böyle amaçlar ve ülküler için küçüldüğü dönemler vardır.
Ve, Dünya böyle bir dönemdedir.
Ve, Dünya öyle bir soy, öyle bir ülkü beklemektedir.
Ve, Dünya’ya tekliğinden arınmış, soyu ve ülküsü ile özdeşleşmiş, soyunu ülkü ile özdeşleştirmiş biri gerektir."